Cumartesi, Mayıs 04, 2013

Yazarların İlginç ve Acı Hayatları

Bazen okuduğum yazar ve şairlerin hayat hikayelerini merak ederim. Çoğunlukla da acı veya ilginçliklerle karşılaşırım. İşte bunlara örnekler;

Wirginia Wolf; manik-depresif teşhisi konulmuş,bir keresinde manik anında 48 saat konuşmuştu,yazılarını ayakta yazan yazar kibirliydi. Yahudiler konusunda ırkçı tutum sergilemiş, aşkı bir kadında bulmuş ama yalnızca kocası ile mutlu olabilmişti. Ceplerine koyduğu çakıl taşları ile evinin yakınındaki ırmağa girmiş ve intihar etmiştir.
Oscar Wilde; Annesinin isteği nedeniyle çocukken kız elbiseleri giyerdi. Zekası ile ünlenmiş, yazdıklarından dolayı ahlaksızlıkla, bir erkekle yakın arkadaşlığından dolayı eşcinsellikle suçlanıp iki yıl hapis yatmış.
Shakespeare; Veba salgını sırasında doğmuş,18 yaşında evlenmiş, bu evlilikten iki tane ikiz yani dört çocuğu olmuş ancak ailesi ile aynı şehirde pek yaşamamıştır. Doğumgünü kutlaması sırasında aldığı aşırı alkol nedeniyle komaya girip ölmüştür.
Bertolt Brecht; Nazi karşıtı, oyunları ve kitapları yasaklanmış yazar ülkesinde vatandaşlıktan çıkarılmış ve kalp krizinden ölmüştür.
Halil Cibran; Lübnanlı yazarın Beyrut'ta kitapları yakılmış, maruni kilisesince afaroz edilmiştir. New York'ta yalnız ve yoksul ölmüştür. Yaşarken onu kabul etmeyen Beyrut cenazesini almıştır.
Herman Hesse; İkinci Dünya Savaşı yıllarında Almanya'dan İsviçre'ye kaçmış, ülkesinde vatan haini ilan edilmiştir. Gençliğinde intihara teşebbüs edip bir süre akıl hastanesinde yatmıştır.
Sergey Yesenin; Rus şair, mürekkep bulamayınca kolunu kesmiş burdan akan kanla şiirini yazmıştır. O gece kendini asıp ölmüştür.
Orhan Veli; belediyenin açtığı çukura düşmüş, beyin kanaması geçirdiğinin farkına varmamış. İki gün sonra hastaneye kaldırılmış ve hayata gözlerini yummuş.
Albert Camus; karısı ve sevgilisi arasında yaşadığı tutku ve bağlılık bocalamalarını Fransa ve Cezayir arasında da yaşamıştır. Plajı ve güneşi çok seven yazar arkadaşının kullandığı arabada kaza geçirip ölmüştür.
Maksim Gorki;çocukken büyükbabasından acımasızca dayaklar yemiş, yoksulluk çekmiş, annesinin yeni eşine bıçakla saldırmış, çok işte çalışmış, 19 yaşında kalbine tabanca dayayıp ölmek istemiş ama kurşun ciğerini delince ömür boyu sürecek bir vereme yol açmıştır. Lenin ile dostluk kurmuş, tabutu Stalin tarafından taşınmış bu yazar 68 yaşında ölmüştür.
Cesare Pavese; faşistlere karşı çıktığı için hapse atılmış,ödül kazandığı yıl ilaç içip intihar etmiştir.
Charles Bukowski; yıllarca babasından ustura kayışıyla dayak yemiş, lise yıllarında aylarca vücudunun her yanını kaplayan yaralar yüzünden tedavi görmüş ve sargılarla yaşamıştır. Alkolü ve kadınları çok seven yazar kanserden ölmüştür. Son sözlerinden biri "yaşamayı denedim,pişman değilim ama siz denemeyin" olmuştur.
Rimbaut; şizofrendi. Şiirde sembolizmin atası kabul edilir. Çocukken saçlarını uzatan annesi onu bir kız gibi yetiştirmiştir. Defalarca evden kaçmıştır. 16 yaşında kaçtığı Paris'te bir grup askerin tecavüzüne uğramıştır.Daha sonra Paul Verlaine ile eşcinsel, kavga gürültü dolu bir ilişki yaşayacak ve onun genç karısından ayrılmasına neden olacaktır. Sonra ailesinin yanına döner, ahırda karanlıkta yaşar ve yazar...Dizinde çıkan bir tümör nedeniyle bir bacağı kesilir, birkaç ay sonra ölür.
Romain Gary;annesi eşyalarını satarak ya da el falı bakarak büyüttüğü oğlunun ileride büyük bir yazar olacağına inanıyordu.İkinci Dünya Savaşı'nda pilottu, sonra diplomat oldu. İkinci eşi bir oyuncuydu kendisini aldattı ve terketti, kısa bir süre sonra da intihar etti. Gary onun intiharından bir yıl sonra silahla yaşamına son verdi.
Franz Kafka;anlayışsız, süreklı bağıran bir baba ve sessiz bir annenin çocuğuydu. Babasının zoruyla hukuk okudu. 41 yaşında yıllarca çektiği ciğer hastalığından öldü. Mektupları ve kitaplığına gestapo el koydu..
Cevat Şakir,köklü bir ailenin çocuğuydu. Kaza olduğu söylenen bir silah patlamasıyla babasını öldürdü. 7 yıl hapis yattı, vereme yakalanınca serbest bırakıldı. Yazdığı bir yazı nedeniyle Bodrum'a sürgüne gönderildi. Yıllar sonra kemik kanserinden öldü.
Tezer Özlü; mutlu bir aile yaşamı olan yazar bazen ruhsal bunalımlar yaşardı. Bazı bunlaım anlarında elektroşok tedavisi bile görmüştür.Kanserden bir memesi alındı ama genç yaşta öldü.
Puşkin; eşinin sevgilisi olmakla itham ettiği Anthes ile girdiği düelloda vurulup üç gün sonra ölmüştür.
Tolstoy'un 13 çocuğu vardı. 48 yıllık karısına bir gün "son günlerimi sükunet içinde geçirmek istiyorum" notunu bırakıp ve evi terk ettiğinde 82 yaşındadır. Bir tren istasyonunda donarak ölür.
Charles Dickens'ın en fazla vakit geçirdiği yer kimsesizler morguymuş, Balzac günde 50 fincan kahve içer, içmediğindeyse kahve çekirdeği çiğnermiş. Yazı yazarken kafasına kalınca bir atkı bağlar ayaklarını bir leğen suyun içinde tutarmış.
Ne ilginç değil mi?
farklı ve acı çekince mi yazar olunuyor yoksa yazar olunca mı farklılaşıyor insan? Bence büyük yetenek + acı+duyarlılık bir arada olursa tam oluyor ...

7 yorum:

Hasan Çatak dedi ki...

Verilen bilgilerin çoğundan haberim olsa da yeniden okurken yüreğim burkuldu.Dünyaya ölümsüz eserler bırakan bu sanatçılar en çok mutlu olmayı hak edenlerdir.

kadir dedi ki...

ben de sadece oscar wildeyi biliyordum diğerleri çok ilginç geldi
ellerine sağlık.
bunlar müstesna insanlar
zeki ve yaratıcılar
blogu takip edeceğim teşekkürler

Hakkımda dedi ki...

GÖRDÜĞÜM EN İYİ BLOGLARDAN BİRİ BU...SADE, ÖZGÜN, DURU...TEBRİKLER...

Adsız dedi ki...

Oscar Wilde'de biraz daha bilgi ekleyebilirsin.
Bir de mutlaka Slyvia Plath'ı eklemelisin, tabi onu en iyi anlayan Nilgün Marmara'yı da (:
Bir de sanırım Pavese, kadın düşmanıydı.
Neruda hakkında da bir şeyler yazsan hiç fena olmaz (: Onu da soysuz rejimler öldürmüştür.
Nazım'ı da ekleyebilirsin. Bunlar da safi aşk'ın adamları...

Hilâl Erdoğan dedi ki...

Harika bilgiler çok teşekkürler.

Adsız dedi ki...

çok teşekkürler verdiğiniz bilgiler için...

Pinar Yilmaz dedi ki...

Gerçekten yazan hiç bir insan gerçekten mutlu değildir. Çünkü derin hassasiyet içinde olan ruh her zaman acı çeker.