Pazar, Şubat 05, 2017

Niyokki mi Gnocchi mi? Kısacası patatesli mantı...

Bu nedir? Niyokki veya Gnochi Yıllar önce televizyonda İtalyan bir kadın yapmıştı. Dur bunu yapayım demiştim. Ama gördüğüm her şeye böyle dediğim için sırası anca geldi. Çok kolay ve lezzetli.
2 patatesi haşladım ve süzüp ezdim. İçine bir yumurta kırdım, bir kaşık tereyağı, tuz, karabiber ve 1 kaşık labne koydum (parmesan da çok yakışır hatta tulum). Ezip aldığı kadar un ekledim. Yumuşak pofidik bir hamur oluyor. (Bunun içine iyice ince doğranmış az haşlanmış ıspanak da konulabilir bence)
Sonra tuzlu kaynar suda 5-6 dk pişirip eritilmiş tereyağında şöyle bir çevirdim.
Kızıma etin yanında verdim ama bence mantı gibi yoğurtlu ve salça soslu da harika olur. Kalanın yarısını derin dondurucuya attım. 

fırında kabak dilimleri

Kardeşlerime Kadıköy'de gezerken bir fırında satılıyordu ve kardeşim tadımlık aldı. Eve gelip iki gün sonra denedim. Kabakları dilimleyip hiç bir şey sürmeden fırında pişirin. Harika bir atıştırmalık. Sağlıklı ve lezzetli. Çalışıyorsanız iş yerinize götürebilirsiniz. Kabuklarıyla yedik hatta. Üzerine tuz, karabiber ve zeytinyağı sürüp tekrar deneyeceğim.

Kibrit Kutusu Cafe

Kadıköy'de Sanatçılar Sokağında harika bir yer. Sıcak samimi ortam derler ya hakikaten öyle. Duvarlardaki kibrit kutu koleksiyonu çok güzel ve ilginç.
Menü güzel, çalışanları ve sahibi gerçekten arkadaşınızmış gibi. Tuvaletine de mutlaka uğrayın derim:-))

Karton kutudan ev yaptık

Bu aralar hiç bir koliyi ya da kutuyu atmayıp saklıyorum. Elbet bir işe yarıyor. Pinterest'ten koli kartonlarından neler yapıldığını gördüşümde şaşkınlıktan dondum. Şimdi ufak ufak denemeye başladım.
Yukarıdaki ev yavruların oynaması için ideal. Pencereleri biraz uğraştırıyor ama olsun. Sonuç çok güzel oldu. Falçata ve silikon tabancası en büyük yardımcınız zira kesmek makasla zor yapıştırırken de prit veya uhu pek tutmuyor.

Yeldeğirmenini Keşfe Çıktık

İstanbul'da ay geçmiyor ki popüler bir semt çıkmasın. Açılan mekanlar sayesinde Cihangir, Galata, Karaköy ve Moda'nın dönüşümüne şahit olduk. Şimdi sıra Yeldeğirmeni'nde .

Kadıköy'ün kuruluşu MÖ 675 ve yapılan surlar da Yeldeğirmeni'nden geçiyor. 15.yy da bahçeli köşkler varmış.1789 yılları arasında, padişah I.Abdülhamit tarafından buraya 4 yeldeğirmeni yaptırılmıştır. Semtin ismi, un ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan bu yeldeğirmenlerinden gelir. Bir başka tez; burası IV.Murat zamanında İbrahim Ağa'ya sarayın unlarını öğütmek için çiftlik olarak verilir ve burada yel değirmenleri kurulur.. bu yüzden semt hem ''ibrahimağa'' hem de ''yeldeğirmeni'' olarak anılır..

Yeldeğirmeni'nde 1800 yılların ikinci yarısında yerleşim hızlanmış, özellikle Yahudilerin semte yerleşmesiyle birlikte apartmanlaşma başlamıştır. Yeldeğirmeni'ne İstanbul'un ilk apartman semti de denilebilir.
Şimdi ulaşımı çok olay olduğu için Kadıköy'de otobüs ya da vapurdan inip beş dakikada buraya gelebilirsiniz. O nedenle daha da gelişeceğini düşünüyorum.
Eskiden Acıbadem'de otururken Kadıköy'e yürüyerek ineceksem bu sokaklar pek tekin olmadığı için ana caddeden inerdim. Ama şimdi sokaklar çok nezih ve rahat. Düzenleme güzel.
Sokaklardaki duvar resimleri güzel.

Küff Cafe'ye gelmeyi istiyordum. Ortamı beğendim, kahvesi güzel.

Bir dahakine Garda'yı deneyeceğiz.
Eski taş evleri, duvar resimleri görülmeye değer.

Geçmişte Yeldeğirmeni nasılmış? 
geziko_Yeldeğirmeni

Evde Donut Yapmak


Bir çocuğunuz varsa bunları yapmayı öğrenmek neredeyse bir zorunluluk haline geliyor. Benim de uzun zamandır aklımda vardı. İnternetten bulduğum tarifleri kendime göre birleştirip ölçüleri yarı yarıya azalttım, çünkü epeyce fazla çıkıyor.
Malzemeler; 1 su bardağı ılık süt (200ml),2 adet yumurta,50 tereyağı,Yarım su bardağı pudra şekeri,
Yarım paket (5gr) kuru maya,5 - 5.5 su bardağı kadar un,Kızartmak için sıvı yağ,Üzeri için
erimiş çikolata, pudra şekeri sosu veya renkli şekerler, ne isterseniz. yoğurup yarım saat bekleyin sonra 1,5 cm kalınlığında açıp bardak ve ortasını da şişe kapağı ile kesip halkalar elde edin. 15 dk daha bekleyin ve kızgın yağda arkalı önlü kızartın. Bunun fırında yapılan versiyonu da var ama bu hamur pek yağ çekmiyor. Özellikle dikkat ettim yağın miktarı pek azalmadı. Çıkarır çıkarmaz 1-2 dk kağıt havlu üzerinde bekletin. İçi hiç yağlı olmadı.

Prag gezisi

Kasım sonunda kardeşim ve kızımla çıktığım Prag tatili öncesi her zamanki gibi nereler görmeliyim ve neden görmeliyim? çalışmamı yaptım. Kısa notlar tuttum. Zaten yürüyerek pek çok yerini görebileceğiniz bir şehir.


Havaalanından 119 numaralı otobüslerle son durakta inip yeşil A hatlı metroya binince 3-4 durak sonra sizi zaten merkezi yerlere getiriyor. Prag merkez dokuz bölgeden oluşuyor.
Praha Çekçe'de "eşik" demekmiş. Ve bu şehir de İstanbul gibi yedi tepeli. İçinden Vltva Irmağı geçiyor. Milat Kundera'nın neredeyse tüm kitaplarını okumuşumdur, Kafka'da öyle. Yaroslav Haşek'in Aslan Asker Şvayk'ına bayılmıştım. Tüm bu yazarlar Praglı. Nasıl sevmem burayı?
Kafka pek sevmezmiş bu şehri, buradan kaçıp uzaklaşmakmış tüm amacı.

Bu Vlatva ırmağının üzerinde Prag'da yanlış hatırlamıyorsam 16 köprü var. En görkemlisi Charles Köprüsü. 4.Charles yaptırmış. Her iki ayağındaki kule, üzerindeki 30 heykel birbirinden güzel. Birinde bir Osmanlı Türk'ü bile var. Elinde kırbaç tutan göbekli bir heykel.


Sonra otelimiz ile sırt sırta olan Astronomik Saat Kulesinin de olduğu eski Şehir Meydanı mutlaka görülmeli. Tam ortasında burada meşhur olan ilahiyatçı Jan Hus'un heykeli var. Jan Hus 1415'te engizisyon mahkemesince dinsizlikle suçlanmış ve yakılarak öldürülmüş. Belediye binası, Tyn Kilisesi de burada.



Astronomik saat ise hala çalışan dünyanın en eski saati. 15.yy da kralın isteği ile yapılmış. Kral bu saati o kadar beğenir ki bir daha aynısını yapamasın diye ustanın gözlerini kör eder. Usta da boş durmaz intikam almak için bir gece gelir ve saati bozar. 17.yy da tamir edilir. Her saat başı İsa ve 12 havariyi temsil eden heykelcikler iki pencere arasında gidip geliyor. Ayrıca bu kulede bulunan dört heykel en çok korkulan dört şeyi sembolize ediyor; ölüm, kibir,aç gözlülük ve Türk istilası.

Bir başka mutlaka görmeliyim dediğim şey Nazım Hikmet, Namık Kemal ve pek çok yabancı yazar ve şairin yıllarca mekanı olan Edebiyatçılar kahvesi de denen Kavarna Slavia.



Burada gerçekten de görülmesi gereken çoğu şey yürüme mesafesinde. Onlardan biri de Kavarana Slavia'nın az ilerisindeki meşhur Dancing House. Sinema sanatçısı ve dansçı Fred Astaire ve Ginger Rogers'a adanmış. Yani kısaca Frad&Ginger.

Ekmek içinde sunulan gulaş çorbasını denemenizi tavsiye ederim.

Meydanlarda ya da yukarıdaki Prag Kalesinden aşağıya inerken küçük rulo tatlıcıları görürsünüz. Bundan da bir kaç tane yedik. Adı trdelnik. İçine çikolata sosu, dondurma vs koydurabildiğiniz gibi sade de yiyebilirsiniz.


  Ayrıca Prag'ın sokaklarında satılan sıcak şaraplarını da içiniz:-))
Kafka her ne kadar sevmese de bu şehir Kafka'dan epeyce nemalanıyor. Kafka Cafe, Kafka Müzesi ve Kültür evi gibi...

Yeni yıl yaklaşırken gittiğimiz için küçük hediyelikler ve zencefilli kurabiyeler oldukça fazlaydı.

Tadı damağınızda kalacak, yılda iki milyon turist gelmesine rağmen sessiz ve sakin bir şehir Prag.

Pazar, Eylül 04, 2016

Hamburg diğer....

Hamburg'da bir sabah Zeynep ve Nils' in arkadaşlarına kahvaltıya gittik. Yolda şu yukarıdaki evin önünden geçtik. Beatles grubu bir dönem bu evde kalmış. St Pauli yakınlarında.
 Bu şehirde yediğim sosislerin lezzeti kadar bu köri sosa da bayıldım. Yol üstünde küçük bütçelerde currywurst diye satılan bu baharatlı sosisler denenmeli.


 Aşağıda Altona'da limanda bulunan bir bina. Dockland Ofis binası. Elbe nehrine uzanmış bir gemi gibi. 6 katlı ve üstüne dışarıdaki merdivenlerle çıkılabiliyor. En üst katta manzara güzel.

Hamburg'dan Lübeck'e

Hamburg' dan 45 dakikalık tren yolculuğu ile daha kuzeye Lübeck'e gittik. Hava sıcaktı. Burası şirin bir kasaba. Gezilecek çok yer var. Holsten kapısı girişte sizi karşılıyor. Burası ortaçağdan kalma bir güzellik. (Daha önce adını duymamıştım. Ne ayıp)
Bu Holsten kapısı aynı zamanda müze.

Aşağıda Heiligen-Geist Hastanesi'nin içi görülüyor. 1286'da yapılmış. Vitraylar,freskler ve minik hasta odaları çok etkileyici. Avrupa'nın ilk sosyal yardım kurumuymuş.

Thomas Mann' da Lübeckli.
Aşağıdaki üç fotoğraf onun adına açılmış kültür evine ait. Mann meşhur romanı Buddenbrook Ailesi romanında adeta kendi ailesini ve bu evi anlatır.


Lübeck'e gelip de geçmişi 1800lere giden badem ezmeli çikolatalarıyla meşhur olmuş Niederegger'e gitmemek olmazdı. Vitrin,ndeki mimari eserler bile badem ezmesi den yapılmış. İçerisi kalabalık, pastaları nefis, kahvesi nefis...




Lübeck Trave ve Wakenitz ırmaklarının kıyısında ve Baltık Denizi'nden 14km içeride. Bir dönem Danimarka.ya bağlıymış.
Aşağıda Puppenbrücke. 250 yıllık. (bebek köprü demek)

Benim ayrıca hayran kaldığım yapı Meryem Ana Katedrali yani Marienkirche. 14. Yüzyılda tamamlanmış. Önceleri Katolik, reformdan sonra Protestan kilisesi olmuş. Buradaki pek çok yapı 2.Dünya Savaşı sırasında ağır hasar görmüş ama tekrar yapılmış. Kulesi 120 metreden fazla imiş. Korosu, tarihi çanı ve tuğladan yapılmış en büyük kilise olması özelliğiyle rol model olmuş.



Bunlar da gün sonunda yediklerimizden👍



slime yapımı

Çocukların yeni eğlencesi bu silme denen damarlar aslında Amerika'da pek yeni değil. Bize anca gelebildi sanırım😊
Yapılışı şöyle:
Bir çay bardağı ılık suya bir çay kasığından az boraks koyup  eritin. Bir çay bardağı oda  ısısında suyu da aynı ölçüde su bazlı tutkalla karıştırın, isterseniz bu suya bir damla gıda boyası ekleyebilirsiniz. Sonra bu iki sıvıyı hızlıca önce kaşıkla sonra elinizle karıştırın, işte silme hazır. Kullanamadığını zaman kapalı kapta tutun, açınca açık yoğurun yeter.