Cumartesi, Ağustos 29, 2026

Şeftali Melba Tartı

 Melba tatlısı Avusturalyalı soprano Nellie Melba'dan alır adını. Ünlü bir Fransız şef Melba'nın onuruna bu tatlıyı yapmış. Hafif pişirilmiş şeftalili ahududu sosu ve dondurma birlikte yeniliyor. Yani Peşmelba. Bunun altında tart hamuru olanı da şeftali melba tartı olarak biliniyor. 

Ben tarat hamuru yerine milföy ile yapılanı görüp denedim.

Tepsiye yağlı kağıt serdim. Üstüne milföy hamurunu bir kat olarak serdim. Çatalla delikler açıp fırında pişirdim. Önceden şeftalileri 8 parça olacak şekilde dilimledim. Üzerine 3 kaşık şeker, biraz su, biraz limon kabuğu rendeleyip pişirdim. Soğuyunca kabuklarını soyup suyunu süzdüm. Bu suyu kullanacağız sonra. 
Pastacı kreması yaptım. (benim tarifim göz kararı; 3 bardak kadar soğuk süt kaynamaya başlayınca kenarda karıştırdığım şu malzemeleri yavaş yavaş karıştırarak ekliyorum; 1yk un, 2 yk pirinç unu, 2 yumurta sarısı, vanilya, 3-4 yk şeker, bir parça tereyağı, 1 çay bardağı krema) Koyulaşınca altını kapatıp arada bir havalandırarak karıştırıyorum. 
Şeftaliyi süzerek elde ettiğim suyu tavaya alıp üzerine 1 tatlı kaşığı pirinç unu ve bu minik meyvelerden ekleyip hafif kıvam alınca altını kapatıp soğutuyorum.
Tepside soğuyan milföyün üzerine oda ısısına gelen pastacı kremasını yaydım. Şeftali dilimlerini dizip soğuyan sosu da üzerinde gezdirip buzdolabında en az iki saat dinlendirdim. Bence şeftali bu tatlıya çok yakıştı. 

Cuma, Ağustos 21, 2026

Efes Antik Kenti Hakkında İlginç Bilgiler

 Efes Antik kentini mutlaka gezmişsiniz veya en azından duymuşsunuzdur. Ben daha önce dört kez gitmiştim. Bir kez de kızımla gece turu yaptık. Bazı küçük ayrıntıları bilerek gezmek daha zevkli olur diye düşünüyorum.

Mesela zafer tanrıçası Nike'ı görmeden geçmeyin. Elinde defne çelengi tutan tanrıça aynı zamanda kanatlıdır. Nike markası simgesini ve anlamını buradan alır. 











Kuretler caddesi üzerinde pek çok heykel var. Bunlar genelde önemli kişilere şükran göstergesi için yapılmış. bunlardan biri de bir doktor için yapılmıştır.











Celsus kitaplığına sırtınızı verdiğinizde sol çaprazdaki girintide buraya tuvaletini yapan lanetlenir yazısını mutlaka görün. (Tanrıça Hekateyi de çizmişler)













Tarihin ilk reklam panosunu da mutlaka görün.











Ve tuvalatler:











Son olarak da tavlanın atası sayılan ve zar atılarak oynan bu oyun agorada bulunuyor.



Sarmısaklı tereyağlı ekmek

 Bu ekmek tarifini @pastacıözgeköse nin sayfasında gördüm ve kaydettim. 

Bana farklı gelen tarafı Yudane (yudan) hamuru diye bir hamurla başlamaktı. İlk defa duyduğum bu teknik hamurun daha nemli ve yumuşak olmasını sağlıyormuş.

Öncelikle 50 gr un ve 50 gr kaynar su ile hamur hazırlayıp dinlenmesi için en az 3-4 saat bekletiyorsunuz. (ben bir gece önce yaptım)
-6-7 diş sarımsak, zeytinyağı ve azıcık suyu sos tenceresine alıp sarımsaklar yumuşayana kadar pişirip bir kenarda ılımaya bırakıyorsunuz. (ılıyınca sarımsakları ezip, içine kekik ve erimiş 2 kaşık tereyağını koydum. Tarifte bol maydanoz ve dereotu da vardı. Bir dahakine öyle deneyeceğim.)
Sonra 50 gr un, 80 gr ılık süt, 1 tatlı kaşığı instant mayayı karıştırıp kabarcık çıkarana kadar bekliyorsunuz.
Sonra 150 gr un, 70 gr süt, 40 gr erimiş tereyağı, 5 gr tuz, 10 gr şekeri Yudan hamuru ve mayalı hamurla en az 6-7 dakika karıştırıp yoğuruyorsunuz. Üzerini örtüp en az 1 saat bekletiyorsunuz.






Bezelere ayırıp en az yarım saat yine bekletiyorsunuz.
Sonra yumuşacık bezeleri elle ya da merdane ile açıp sarımsaklı, otlu karışımın yarısını bu bezelerin içine sürüyorsunuz. Rulo yapıp veya istediğiniz şekli verip fırın kabına yerleştiriyorsunuz. Burada yine 1 saat mayalanacak. Epeyce şişti gerçekten. Sonra yarısını kullandığınız sarımsaklı karışımın kalanının yarısını fırça ile ekmeğe sürüp fırında 180 derecede iyice kızarana kadar pişiriyorsunuz. Çıkarınca kalan sosu da üzerine sürüp en az yarım saat dinlendirip afiyetle yiyorsunuz.
Muhteşem kokulu yumuşacık ekmek oldu. 




Cumartesi, Ağustos 08, 2026

Bisikletle Türkiye Turu, Thomas Stevens

 

Bu kitabı yarısına kadar okuyup tatile giderken başka bir kitap almıştım yanıma. Döndükten epey sonra yarım bıraktığımı hatırlayıp tamamladım. Aslında Bisikletle Dünya Tarihi kitabının Türkiye ile ilgili kısmı bu kitap.

Baştan söyleyeyim moral bozucu bir kitap. Ama detaylar ilginç ve bilgi verici.
Thomas Stevens bisikletiyle dünyayı dolaşan ilk kişi. Aslında tam bir tur atmış değil ama Nevada'dan yola çıktığında yıl 1880. Dört yıl sonra da Anadolu topraklarında. Avrupa'yı geçtikten sonra Trakya'dan Osmanlı topraklarına giriyor ve Ağrı'dan çıkıyor. Sanırım sonra İran'a geçiyor. Moral bozucu olan kısım Anadolu'nun sefilliği ve halkın yoksulluğu, cahilliği. Pek çok köyde yıkık dökük toprak evler var. Yazar kuru ekmek dışında bir lokma yiyecek bulamamaktan bahsediyor. İnsanlar sefalet ve pislik içinde, üstlerinde yırtık kıyafetler. Çoğu yerde toprak ve bozuk yollar var. Anadolu insanının bu sefalet içindeki kurnazlığını da çok iyi yansıtmış. Çeviri çok iyi ama kitapta dizgi sırasında gözden kaçmış bazı hatalar var. Pozitif yayınları bunu gözden geçirse iyi olur bence.

Cuma, Ağustos 07, 2026

Yekpare Kırılganlıklar, Dinçer Yurttaş


 Bu blogda pek şiir kitabı paylaşmadım. Şiirlerin sahibi Dinçer'i iki yıl önce kaybettik. Bu kitabı eşi yayınlattı. İlk baskısına yetişemedim tükenmişti. İkinci baskısını aldım. Şiirleri çok beğendim. Keşke yaşasaydı ve bu kitaptaki şiirleri ne kadar beğendiğimi ona söyleyebilseydim. 

...Ah, kendini müjdeleyenler

yapboz kutusunda kaderini bekleyenler

böyle dümdüz kim kesti sizi?

Oysa bilmez misiniz

yaraları içe kanamayanlar

tamamlayamaz kendini...

...Aynalara bakıyorum,

keşke diyorum tüm yaraları yüzünde olsa insanın

hatırlaması ne kolay olur.

Yoko Ono'nun Sabancı Müzesindeki Sergisi

 

Yoko Ono'nun 67 parçadan oluşan İçses ve İçyapı adlı sergisini Sabancı Müzesinde ziyaret ettik. Klasik sergilerden biraz farklı ve benim de çok hoşuma giden bir tasarıma sahip. Sergiyi izleyip gitmiyorsunuz içine girip siz de bir şeyler yapıyorsunuz. Örneğin ilk fotoğrafta hayatında seni üzen her ağırlık için bir taş seçip kendi taş yığınını yapman isteniyor. Bir başkası dilek ağacı. Bir diğeri kendi anneni tanımlayan bir şeyler yazıp astığın bir duvar. benim en çok hoşuma giden beyaz bir masadaki kırık beyaz fincan ve tabakları eşleştirip istediğin dizaynı yapıp yapıştırıp rafa koymak oldu. Bu onarımı yaparken dünyayı da onardığını düşün diyor. Başka bir köşede objelerle kendi natürmortunu yapıyorsun veya resim çiziyorsun. İlgilenenler için sergi 27 Aralık'a kadar açık. Salı günleri ücretsiz, diğer günlerde öğretmen/öğrenci indirimi var.






Çoğu İnsan İyidir, Rutger Bregman

 

Kitabın adı pek kabul edilebilir değil galiba değil mi?

Yazar bunu ispatlamaya çalışıyor. Bize empoze edilmeye çalışılan kötülük çoğu zaman doğru değil diyor. Ayrıca kapakta da yazdığı gibi insanlık tarihinden pek çok olayı inceleyerek ve gerçek belgelere ulaşarak bunu yapmaya çalışıyor. Kitabın bazı yerlerindeki görüşlerine katılmadım ama çoğunlukla aynı fikirdeyim. 

Kitabın başlarında Sineklerin Tanrısı romanı ele alınmış. O romanda bir adaya düşen bir grup çocuğun nasıl zamanla vahşileştiğini okursunuz. Oysa gerçekte böyle bir olay olmamıştır. Hatta tem tersi olmuştur bu roman yazıldıktan yıllar sonra. Bir adada mahsur kalan 6 çocuk ve onları kurtaran kaptan arasında yıllardır süren dostluk ve yardımlaşmayı anlatır yazar. Sineklerin Tanrısında olduğu gibi değil yani. 

İkinci Dünya Savaşındaki Nazi soykırımından ateş etmeyen askerlere, Kitty Genovese cinayetinden Paskalya Adası'nın halkına kadar pek çok olayı incelemiş. Kötü insanların da neden kötülük yaptığını açıklamaya çalışmış. 

Akıcı bir kitap. İnsan psikolojisini incelemeyi, sosyolojiyi ve tarihi merak ediyorsanız sıkılmadan okursunuz bence.