Paris'e gittiğimde cetvelle çizilmiş gibi düzgün ve geniş bulvarlar çok ilgimi çekti. Görüntü güzel ama bende hafif bir rahatsızlık hissi uyandırdı. Biraz araştırdığımda III.Napolyon'un şehir plancısı Baron Eugenne Haussmann'ı bunun için görevlendirdiğini öğrendim. (Hatta Haussmann Bulvarı adında bir bulvar da var)
Salı, Temmuz 14, 2026
Paris'in Geniş Bulvarları
Paris'e gittiğimde cetvelle çizilmiş gibi düzgün ve geniş bulvarlar çok ilgimi çekti. Görüntü güzel ama bende hafif bir rahatsızlık hissi uyandırdı. Biraz araştırdığımda III.Napolyon'un şehir plancısı Baron Eugenne Haussmann'ı bunun için görevlendirdiğini öğrendim. (Hatta Haussmann Bulvarı adında bir bulvar da var)
Bırak Yapsınlar Teorisi
Evet böyle bir teori varmış. Hatta Mel Robbins'in bu adla bir kitabı da var. Let Them teorisi. (teori dediğine bakmayın bilimsel değil elbette) Geçenlerde bir kitapçıda kitapları karıştırırken gördüm. Yemyeşil kapağı ile ön taraflardan sırıtıyordu. Ayaküstü birkaç dakika inceledim. Daha sonra bir youtube kanalında bir psikolog bu kitap hakkında konuşuyordu, onu dinledim. Son yıllarda uygulamaya çalıştığım bazı şeylerin kitapta anlatıldığını fark ettim. Kısaca şöyle; başkalarının davranış ve düşüncelerini kontrol edemezsin ve hatta değiştiremezsin. O halde umursama. Kendi seçimlerini yap ve onaylanma beklentisini bırak.
Doğduğumuz ve büyüdüğümüz şehir, mahalle, aile farklı, genlerimiz, doğuştan getirdiğimiz özelliklerimiz, korkularımız, eğitimimiz farklı. Okuduklarımız, karakterimiz, izlediklerimiz ve yaşadığımız iyi/kötü olaylar farklı. Biz nasıl aynı olalım? O yüzden eşini, arkadaşını, çocuğunu, anneni-babanı, kardeşini, komşunu bir dereceye kadar anlamaya çalışabilirsin ama değiştiremezsin. Hatta bazı insanların psikolojik sorunları varken... O halde neden kendimizi üzelim? Bunları yaşayarak öğrendim. Mesela kızımın odası ve gardırobu her zaman çok dağınıktı. Topluyorum bir gün sonra aynısı oluyordu. Konuşuyorum, sitem ediyorum ama değişmiyor. Sonra neden bunu takıyorum? dedim. Kendi odası. Zararı kendisine. Benim söylememle değil yaşayarak öğrenmesi daha önemli. Söylenmeyi bıraktım. Bu duruma takılmamaya çalıştım. Başardım da. Sonra zamanla arkadaşları gelmeden odasını toplamaya başladı. Yavaş yavaş düzene girdi. Girmeyebilirdi de.
Günlük hayatta sıklıkla markette, trafikte, apartmanda birilerine sinir olabiliyoruz. Bunları kafaya takmak, düzeltmeye çalışmak, eleştirmek çoğu zaman bir işe yaramıyor. O sırada yapabileceğimiz bir şey varsa tamam yapalım, söyleyelim. Ama savaşmaya gerek yok. Bunu takmadan hayatımıza devam etmek gerek. Çoğu zaman bunu uyguluyorum. Tabi ki başaramadığım zamanlar oluyor.
Psikolog kitabı anlatırken, "bırak ne düşünürlerse düşünsünler" den de bahsetti. Bunun bizim toplumumuzda uygulanması biraz zor. Bazı durumlarda benim için de uygulaması zor. Yıllar önce çalışma hayatımın ilk yıllarında dedikoduyu çok seven, boşboğaz bir kadının hakkımda bir dedikodu yaptığını tam 15-16 yıl sonra öğrendim. Açıkça bana bir iftira atmıştı. Hiç yapmadığım ve yapmayacağım bir şeyi ima etmiş. Diğer kişi de bu imadaki durumu yapmışım gibi bir kaç kişiye söylemiş. Hatta sonraki çalıştığım kuruma bile ulaşmış bu laf. Tabi beni iyi tanıyan ve buna inanmayan biri hafifçe ağzının payını vermiş. Ama ben bunu çok uzun zaman sonra öğrendim. Çok üzüldüm. Kim bilir kimlere söylemişti. İnsanlar hakkımda ne düşünmüştü? Telefon numarası bende yoktu. Zaten sadece bir yıl beraber çalışmıştık ve samimi de değildik. Önce "amaan ne düşünürse düşünsün" dedim. Ama dedikodumu yaptığı insanlar söylediğini doğru zannedebilirdi. Bırak yapsınlar teorisi burada bende işe yaramadı. İnstagramdan buldum kadının hesabını ve ona ağır bir mesaj attım. Gördü, cevap yazmadı. Sonra engelledim. İçim rahat etti mi evet etti. Bu bana ders olsun dedim, gözümle görmediğim veya birinci kişiden duymadığım, hele hele güvenmediğim kişilerin hiçbir söze inanmayacağım dedim. Çünkü benim başıma geleni ben başkasına yapmak istemem.
Pek çok konuda anlatacaklarım, deneyimim, bir fikrim hatta bilgim varsa da bunu çoğu zaman anlatmayı istemiyorum. Çünkü çoğu sohbet ego tatmini gibi oluyor günümüzde. Bırak öyle sansınlar diyorum.
Bazı insanlar "bu konuda sizin haberiniz olmayan çok şey biliyorum, ooo ben neler biliyorum neler" gizemini seviyor. Önemli hissediyor.. Bırak öyle hissetmeye devam etsin diyorum.
Bu gerçekten her şeyi kontrol etmeye çalışma sıkıntısını da bitiren bir şey. Fark ettikçe yapmaya çalışın bence.
Algernon'a Çiçekler, Daniel Keyes
İlginç bir roman. Hem düşündürücü hem de duygu yüklü. Bir yerinde gözlerim doldu hatta.
Yazar psikoloji eğitimi almış bir editör. Bu roman önce bir dergide bölüm bölüm yayınlanır ve çok ilgi görünce genişletilmiş hali kitaplaştırılır. İlk basım yılı 1966. Bilim kurgu türünde yayınlanır.
Yazar Keyes bir dönem lisede zihinsel engelli çocuklarla çalışırken bu romanı yazma fikri aklına gelir.
Roman IQ seviyesi 70'lerde olan Charlie'yi anlatmaktadır. Roman aslında Charlie'nin ilerleme raporu notlarıdır. İlk sayfalarda yazım hatalarıyla dolu kısa cümleler vardır. Sonra Charlie'ye bir beyin ameliyatı yapılır ve yavaş yavaş IQ'su 180'lere çıkarken yazı şekli de değişir. Ondan önce bu ameliyat bir kobay fareye uygulanmıştır. İsmi Algernon. Fakat zamanla farede gerileme görülür. Aslında bu deney ilk kez bir insana uygulanmıştır ve sonuçları tam belli olmadan medyaya sunulur.
Romanın bence en etkileyici kısmı Charlie'nin düşük zeka seviyesine sahipken eğlendiği ve çok mutlu olduğu arkadaşlarının, zeka seviyesi artınca onunla alay ettiklerini anladığı sayfalar. Ailesi ve hatta annesi de çok sorunlu bir ilişkisi var. Charlie'nin yaşadığı başka bir sorun da zekası birkaç hafta içinde artarken duyguları ve tecrübeleri 12-13 yaşındaki bir çocuk gibi kalmıştır ve hızla gelişemez. Detay vermeyeyim ama güzel bir kitap bence. Zeka mutluluk getiriyor mu? Fazla şey bilmek veya düşünmek ne kadar iyi? Bunları sorguluyorsunuz.
Cuma, Temmuz 03, 2026
Tarihteki İlk Reformlar, Uru-KA-gina Reform Kanunları
Fotoğraftaki pişmiş topraktan koniler çivi yazısı ile yazılmış, Sümer şehir devleti Lagaş kralı Urukagina'ya ait kanunlardır. Yaklaşık MÖ 2400 yıllarına aittir. Tarihte bilinene en eski sosyal reform kanunlarıdır. Metinde kralın yoksulları, kimsesizleri ve dulları güçlülerin zulmünden korumak için aldığı önlemler anlatılır. Tarihte özgürlük ya da kurtuluş anlamına gelen Sümerce ama-gi kelimesinin geçtiği ilk yazılı metindir. Kanunlarda din sömürüsünü engelleme, kölelik, ticaret, mülkiyet hakkı ile ilgili düzenlemeler de vardır.
Canelé keki
(Canneles de denir)
Salı, Haziran 30, 2026
Hamburg'un Kanalları, Speicherstadt
İlyada, Homeros
Homeros'a atfedilen İlyada dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. MÖ 8. yüzyılda yazıya geçirildiği tahmin edilmektedir. Eser, 10 yıl süren Truva Savaşı'nın son birkaç haftasına odaklanır.
Truva antik kentine ayrı bir ilgim var. Yıllar önce İlyada'yı bölüm bölüm okumuştum. Şimdi baştan okumak istedim. Şiirsel bir kitap. Çok sayıda tanrı ve mitolojik karakter vardır. Bu biraz zorlayıcı olabiliyor. Bu isimleri kısa notlar alarak okudum. Sık sık dönüp baktım. Normal bir roman gibi akıcı değil. Tarihe merakı olan herkes bu kitabı okuyup Truva'yı öyle gezmeli bence.
.jpeg)

.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)


.jpeg)




.jpeg)
.jpeg)