Sürü psikolojisi ile hareket eden toplumlarda aynı fikirde olmak çok önemli. Bahsettiğim siyasi bir fikir olmak zorunda değil; hangi yemek daha güzelden tutun da, hangi oyuncu daha iyi , hangi marka kıyafet daha güzel veya gittiğiniz tatil yerine kadar. Biz farklı renklere tahammül edemeyen bir toplumuz. İstiyoruz ki benim tercih ettiğim tatil/ plaj en beğenilen en güzel sahil olsun, benim gittiğim restoran en iyisi olsun, okuduğum yazar veya beğendiğim oyuncu (sanki onu ben keşfetmişim gibi) en iyisi olsun. Bunda herkes aynı fikirde olsun hatta. " Ben Bodrumu değil Ayvalığı daha çok seviyorum" de bakalım başına neler gelecek. Ya da "o restoranı değil şunu tercih ediyorum" de. Seni ikna etme çabaları başlar hemen. Sanki senin algında bir hata var, bazı şeyleri görememiş veya fark etmemişsindir. Onlar fark etmiştir ama. En iyiyi o bilir hatta. Üstün olma çabası. "Benim fikrimde buluşalım" isteği ... Aslında az gelişmiş toplumlara özgü bir ruh hali bu. Diğerlerinden farklı olma öne çıkma çabası. Biz çoğu zaman konuşmuyoruz, yarışıyoruz. Ego savaşı yapıyoruz, kendini ispat çabası.. Bu yazdıklarımda iki durumu iç içe ele alıyorum farkındayım. Ama genelde birlikte yaşandığı için böyle yazmayı tercih ettim.
Birincisi; En iyiyi en güzeli ben bilirim, yaparım ve takip ederim kafası.
İkincisi; Farklı fikre, zevke, yaşama tahammül edememe, kendininkini empoze etme çabası.
Zaten birincisi bir kişide varsa ikincisi de peşinden geliyor.
Geçenlerde bir videoda yurt dışında üniversiteyi okuyan bir genç kızdan dinlediğim durum beni bunları düşünmeye itti. Kız diyor ki; Ben farklı fikirlere değer vermenin ne demek olduğunu üniversitede öğrendim. Ortaokul ve lise hayatım boyunca Türkiye'de hep tek bir doğru cevap olması gerektiğine inandırıldık. Farklı bir fikir değer görmüyor hatta alay konusu olabiliyordu. Öğretmen de farklı fikre açık olmadığı gibi otoritesi sarsılmış olarak hissediyordu. Ama üniversitede "her fikir değerli, küçücük de olsa fikrini bizimle paylaş" hissini çok güzel veriyorlar diyor. Hoca herkesi tek tek dinliyor, kendisi daha az konuşuyor. Şunu anlıyorum maalesef; bizim eğitim sistemimizde tek doğru cevabın olduğu sınavlarla büyüyor çocuklar. Ayrıca Anne babalar da çocuklarına birey gibi davranmıyor maalesef. Çocuklarını farklı fikirlerin konuşulduğu ve önemsendiği bir ortamda büyütemiyor ve olaylara farklı açıdan bakma konusunda çok yetersiz. Farklılıklara açık olmak sadece fikirlerde kendini göstermiyor. Farklı giyim tarzlarını garipsememek, farklı yaşam şekillerini kınamamak da dahil buna.
Kalabalık arkadaş ortamlarında sohbeti kazanma, haklı çıkma çabası ile konuşanlar genelde lafı uzatırlar, karşısındakini dinlemezler. Önemli olan kendilerinin ne söylediğidir. Kendi anlattıklarını o kadar enteresan ve doğru buluyorlar ki adeta etraftakilere o konuda demeç veriyorlardır. Ama ego çatışması yapmayan, zeki insanlar kendini anlatmaktan çok gözlemcide kalıp karşısındakini dinlemeye çalışıp "acaba farklı ne öğrenebilirim" diye bakarlar. gerçekten dinlerler, kendilerinin dinlenmediği yerde de farklı fikre tahammül edilmediğini anlayıp konuşmaya gerek duymazlar. Buna bir dikkat edin. Çok konuşan, sazı eline alıp açıklamalar yapan mı kısa ve öz konuşan veya hiç konuşmayan mı olmak istersiniz?
Einstein zekanın ölçüsü değişme yeteneğidir demiştir. "En iyi fikir bende, en iyi zevk benim" inancıyla konuşanlar zaten değişime açık değillerdir.
Aslında temelde şunu bilmeliyiz; hiçbirimiz aynı değiliz. İyi ki aynı değiliz. Farklı mizaçlarla dünyaya geldik, farklı ailelerde büyüdük, yetenek ve ilgilerimiz farklı, okuduklarımız izlediklerimiz farklı, karakterlerimiz farklı, yaşamda başımıza gelen acılar ve şanslar da farklı. Zevklerimiz niye aynı olsun? sevdiğimiz renkler, yemekler, giysiler, tatiller neden aynı olsun? Neden siyasette, edebiyatta, müzikte, sinemada aynı düşünelim?
Her konuda en iyi ben bilirim çabasından kurtulmak, kendimiz anlatmaktan çok diğerlerini dinlemek ve farklıya açık olmak büyük bir sakinlik ve rahatlık veriyor insana... En yakın arkadaşlarım zaten böyle insanlar, sohbetlerimiz böyle. Çok şey öğreniyorum, ego savaşı yok, çok eğleniyorum ve olduğum gibiyim. Yanlış anlarlar mı derdim yok.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder