343 sayfayı iki günde bitirdim. Roman tamamen mektup ve e-postalardan oluşuyor. Ana karakter yetmişli yaşlarında olan, emekli mahkeme katibi Sybil. Her gün ortalama iki saatini mektup yazmaya ayırıyor. En yakın arkadaşlarına, çocuklarına, kardeşine, edebiyat fakültesi dekanına, DNA araştırmaları merkezindeki çalışana, komşularına, eski iş arkadaşlarına sürekli yazıyor. Yüz yüze iletişimden daha iyi bu konuda. Yaşadığı şehirden dışarı çıkmayı sevmiyor. Gözlerinde gittikçe ilerleyen bir hastalık var.
Sybil'ın bir çocuğu otuz yıl önce 8 yaşındayken kaza sonucu ölmüş. Ayrıca Sybil ve erkek kardeşi aslında küçükken evlat edinilmiş kişiler. Bu iki olay romanın ana iskeletini oluşturuyor. Bir gün diğer çocukları Sybil'e doğum gününde DNA testi hediye ediyor...
Daha fazla detay vermeyeyim. Mektuplaşmalarda gelişen durumları anlayarak ilerliyorsunuz. Ayrıca romanda dikkatimi çeken başka bir şey Sybil'in yakın arkadaşlarıyla okudukları romanın adını paylaşmaları. Ben şimdi ....okuyorum, senin elinde ne var ? gibi.
(Bu kitabı bana veren sevgili arkadaşım romanda adı geçen Rebecca adlı başka bir romanı alıp okuyup çok beğenip onu da bana verdi. Ben de başladım okumaya. Yani romandaki karakterlerin okuduğu romanı okuyorum şimdi. )
Roman edebi bir şey vadetmese de okuması zevkli.
2026 PEN / Hemingway ödülü almış.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder