Pazartesi, Kasım 26, 2012

Tarçınlı Kurabiye

En sevdiğim ve lise yıllarımdan beri yaptığım kurabiyedir...
'
250 gr yumuşamış tereyağını 9 kahve fincanı un, 2,5 kahve fincanı pudra şekeri ve 
bir tatlı kaşığı tarçın ile yoğurun ve yarım cm kalınlığında açın, kalıplarla kesin. 180 derecede 20 dk pişirin.Afiyet olsuuuun.

                                               çay ve kahve ile çok iyi gider..
tarçınlı kurabiye

Pazartesi, Ekim 29, 2012

Melek Ekmekleri (Angel Biscuits)


Sade tüketilebilir ama arasına bir şeyler konulup ya da sürülüp de servis edilebilir bir ekmek.  
 Tadı harika...



 



tarifi aynen uygularsanız bir sürprizle karşılaşmazsınız.

malzemeler:
-2 paket kuru maya bir bardak ılık suda biraz karıştırılıp bekletilecek
-5 bardak elenmiş un
-1 yemek kaşığı kabartma tozu
-1 çay kaşığı tuz
-2,5 çay kaşığı şeker
-1 çay kaşığı karbonat
-1 paket krema +1 bardak süt karışımı(oda ısısında)
-250 gr tereyağı (küp kesilmiş ve soğuk)
kuru malzemeleri karıştırıp yarısını rondo veya robotunuzda tereyağı ile 3-4 kez karıştırın (amaç tereyağının ufalanıp unla karışması) elde de hızlıca yoğurabilirsiniz (tereyağını fazla eritmeden)diğer unlu karışımı da ekleyin.
süt ve krema karışımını bir bardak suda erimiş maya ile karıştırın.
Unlu karışım ile sulu karışımı spatula ile hızlıca karıştırın. Cıvık olursa biraz un ekleyin. Tezgahın üstüne açın, 2-3 kez katlayıp açın, yuvarlak kalıplarla kesip üstüne erimiş tereyağı sürün. 230 derecede 12 dk kadar pişirin.
Afiyet olsun :-)
görüntü iştah açıcı


Keçeden İsim Yazalım

İştee ben de yaptım nihayet. Görünce çok beğenmiştim. Keçeleri Mısır Çarşısı'nın arkasındaki dükkandan aldım. Harflerin kalıbını kağıda çıkarıp keçelere geçirip kestim. Kenarlarını elle dikip içini elyafla doldurdum.

















Kızımın ve yeğenimin adını yazdım ilk etapta..
Ama söylemeliyim biraz uğraştırıyor..


Perşembe, Eylül 13, 2012

Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Ziya Osman Saba


Ziya Osman Saba'yı genelde şiirlerinden biliriz. Zaten şair olarak ün yapmıştır. Sebil ve Güvercinler sanırım en bilinen şiirlerindendir. Ama çok çok iyi bir öykü yazarıdır aynı zamanda. Şiirlerinde ve öykülerinde hep bir hüzün vardır. Ayrılık, kavuşamama, sevgiye hasret, ölüm var hep. Bunu annesini henüz sekiz yaşındayken kaybetmesine bağlayanlar vardır. Hatta "ahret" adlı şiirinden de anlaşılır bu;
Bu garip dünyada ben yadırgadım yerimi...
Yıllardan sonra bir gün görüp çektiklerimi,
Tanrım, bir meleğine emredecek: -Yetişir!
Gözlerimi o saat sessiz kapayacağım.
Beni bekleyedursun artık ılık yatağım,
Bütün yorgunluğumu alacak bir teneşir
Bir yükü atmış gibi sırtımda bir hafiflik,
Oraya geçmek için aşacağım bir eşik.
Başım bir defa olsun dönmeyecek geriye.
Bir el gözlerimdeki perdeyi sıyıracak.
Onları bulacağım!.. Ve annem şaşıracak:
“Görmeyeli ne kadar büyümüş oğlum” diye.


Ben bugün Öykü kitabı Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi'nden bahsedeceğim. İki-üç sene önce defterime yazmışım bu kitabın adını. Geçen gün kitaplığımı bir odadan diğerine taşırken bir de ne göreyim bu kitap. Meğer eşimin kitaplarının arasındaymış. Çok sevindim tabi, akşama hemen başladım okumaya. Kendini, sevdiğini kaybeden bir insanın, sahibi ölen bir eşyanın, yakında öleceğini bilmeyen bir insanın yerine koyup öyle bir anlatımı var ki şaşırıp kaldım. Ancak bu kadar empati yapılabilir dedim. Hele kitaba adını veren öykü ne kadar güzel.
(Fotoğraf çekilirken ben de düşünürüm bazen; neden hep mutlu anlarımızda fotoğraf çekiliriz ve hep gülümseriz? Hep mutlu anlarımızı mı geleceğe bırakmak istiyoruz. Hep gülerken..)
"...Ben de pekala şu mesut insanların fotoğraflarını çıkarttıkları fotoğrafhanelerden birine girebilir, ben de mesudum, benim de resmimi çekebilirsiniz diyebilirim. Fotoğrafçı da itiraz edemez, sizin kimseniz yok, fotoğrafı ne yapacaksınız, diyemez. Sorarsa, elbette günün birinde benim de bir sevgilim olabilir. Sizin çekeceğiniz bu en güzel fotoğraf onun çantasının gizli bir köşesinde, güzel kokular içinde yatabilir, derim..."
Öykülerin hepsi birbirinden güzel. Yazarın gözlem yeteneği çok çok iyi.

Bu eser, Şehir Tiyatrolarında tek kişilik oyun olarak sahnelenmiş ve çok beğenilmişti diye hatırlıyorum.

Yazar 47 yaşında kalp krizi sonucu ölmüştür. İki oğlu vardır.

Pratik Mantı (Sosyete Mantısı)

Tabi ki mantının yerini tutamaz ama yine de canınız çekerse...
Yufkayı süt ve sıvı yağla bol bol yağlayın, ikiye bölün. Pişmemiş kıyma, rendelenmiş soğan, tuz ve karabiberi karıştırıp yufkanın düz tarafına yayın ve yuvarlayıp gül böreği gibi sarın. Üzerine süt-yağ karışımından sürüp fırına verin. Çok fazla pişmesine gerek yok. Çıkarıp 4-5 dakika sonra bolca sarmısaklı yoğurt ve kızdırılmış  tereyağlı pul biber sosundan döküp afiyetle yiyiiin.(fotoğraftakinin sosu az oldu, fotoğraf çektikten sonra takviye yaptım :-)
 

Cumartesi, Eylül 01, 2012

Yalınayak Gen, Keiji Nakazawa



İkinci Dünya Savaşı hakkında daha detaylı bilgi istiyorsanız, Amerika'nın atom bombası atarak Japonlara yaptıklarını detaylı ve gerçekçi olarak öğrenmek istiyorsanız bu çizgi-roman-otobiyografiyi kaçırmayın.
Yalınayak Gen, atom bombasının öncesini, bombanın atıldığı günü ve sonrasını, bir çocuğun gözünden anlatan güçlü, trajik ve otobiyografik bir öyküdür. Dört kitaptan oluşuyor. Gözünüzü korkutmasın, inanın bir anda bitiyor. Ben her gece bir cildi bitirdim. Arkadaşlarınıza -kesinlikle- tavsiye edeceğiniz, okuduklarınızdan ve çizimlerden çok şey öğreneceğiniz bir çizgi-roman.
Gen, öykünün baş kahramanı. Olaylar onun gözünden anlatılıyor.
Japon ordusundaki mantık dışı uygulamalardan, bombanın insanlara yaptığı vahşete, yaşanan trajedilerden yeniden doğma mücadelesine ve Japon geleneklerine kadar herşey var.
Kitapta yaş sınırı var, çünkü çizimler çok etkileyici ve gerçekçi, 15 yaş ve üstü...
İkinci Dünya Savaşı'nın başladığı ve bu nedenle daha sonra Dünya Barış Günü olarak kabul edilen bu güne uygun bir kitap tavsiyesi oldu sanırım :-)


Tudem Yayınevi, Çeviren ;Levent Türer. 

Cuma, Ağustos 31, 2012

İrish Coffee-Kremalı İrlanda Kahvesi























İrlanda viskisi ile hazırlanan nefis kremalı kave..
Kahve ile yapılan en güzel içeceklerden biri.
En güzel ve orjinal hali San Francisco'daki The Buena Vista Cefe'de-imiş. Günde 2000 tane yapılıyormuş. Şimdiki şef 30 yıldır bu kahveyi yapıyormuş...Heryıl Foynes kasabasında 18-20 Temmuz tarihlerinde irish coffee festivali düzenleniyormuş.












Joe Sheridan tarafından 1942'de fırtınalı bir uçuştan dönen üşümüş pilot ve yolcuları ısıtmak için yapılmış.(Foynes hava üssünde) -(Sheridan's kahve-krema likörune bu ad sonradan verilmiştir)
Yapılışını izlediğim kadarıyla sıcak su ile çalkalanan kulplu ve ayaklı özel bardaklara sıcak kahve dökülüp ikişer tane küp şeker atılıp hızlıca karıştırılıyor ve içine viski ekleniyor. Önceden çırpılmış kaliteli krema bardağın üzerine bir kaşık tutularak yavaşça aktarılıyor (kremanın üstte kalması için)...
http://www.youtube.com/watch?v=j-6DIdCjpIQ  yapılışını burdan izleyebilirsiniz.

Çarşamba, Ağustos 29, 2012

Pratik ve Sağlıklı Çocuk Yemekleri-2

Semiz Otu Yemeği
Malzemeler:
-1 kase semiz otu yaprakları
-yarım yemek kaşığı ince doğranmış soğan
-1 tatlı kaşığı bulgur ya da pirinç
-1 çay kaşığı irmik
-zeytinyağı
-tuz, karabiber
-istenirse yarım tatlı kaşığı salça (ya da 1 yemek kaşığı domates)



Bulgurlu Fasulyeli Dible Yemeği
malzemeler (1 öğün için)
-7-8 adet taze fasulye
-1 yemek kaşığı doğranmış soğan
-1 yemek kaşığı bulgur
-zeytinyağı,
-tuz ve karabiber
soğanı yağda hafif pembeleştirin, küçük doğranmış fasulyeyi ekleyin biraz kavurun daha sonra bulguru ve kaynamış suyu ilave edip kısık ateşte pişirin, dinlendirip fasulyenin iyice yumuşadığından emin olup bebeğinize yedirin.

Tavuk-patates-Arpa şehriye pilavı
Kısaca açıklaması:
tavuğu kapaklı küçük bir tencerede çok az su ve yağ damlatarak pişirdim. Yarı zamanında küçük doğranmış patatesleri ekledim beraber piştiler. Arpa şeriye pilavını da pirinç pilavından çok daha doyurucu ve besleyici bulduğum için yaptım. Bir küp et suyu da ekledim pişerken. Güzel bir öğün oldu bence. Parçacıklı gıdalara geçtiğinizde bebeğiniz için iyi bir alternatif. Ayrıca çatalı eline verin tavukla patatesi kendisi de yer.

Yeşil mercimekli makarna:
Makarnayı hemen her çocuk sever. Biraz daha besleyici olsun derseniz yeşil mercimekle deneyin. Pişimiş mercimeği az soğan ve domatesle kavurup makarnayı ekleyin. 
Besleyici Bebek Kahvaltısı:
Bu kahvaltı ek gıdaya başlandıktan 2-3 hafta sonra küçük miktarlar halinde verilmeye başlanabilir. Sizinle birlikte normal kahvaltı yapana kadar kullanabilirsiniz. Bebeğiniz güne iyi bir başlangıç yapar.
-haşlanmış yumurtanın sarısı
-1 tatlı kaşığı labne peyniri
-1 çay kaşığı tereyağı
-1 tatlı kaşığı doğal pekmez (şeker katılmamış)
-yarım ceviz(veya 2-3 badem-fındık), yarım dilim ekmek veya bebek etimeği, 1 tatlı kaşığı toz tahıl (yedi tahıl karışımı) bunları rondodan geçirin
-sonra tüm malzemeyi sıcak devam sütü veya kaynamış suda ezin.
(9-10 aydan sonra tüm yumurta az haşlanarak eklenebilir veya tereyağında az ısıda yavaş yavaş omlet gibi pişirilip verilebilir. Balı 1 yaşından önce koymayın. İnek sütünü de 1 yaşından önce kullanmayın. Labne yerine tuzsuz peynir konulabilir. İsteyen 1-2 tuzsuz zeytin ezip koyabilir. Ceviz 8-9 aylıktan sonra verilebilir.Tüm bunlar isteğinize ve bebeğinizin durumuna göre çeşitlendirilebilir)
-Eğer bebeğinizde kabızlık sorunu varsa 1 kuru kayısıyı biraz sütte bekletip rondodan geçiridğiniz karışıma ekleyebilirsiniz. Ya da tereyağı yerine tahin koyabilirsiniz.


Not: yukarıda kendimce tarifini verdiğim yemeklerin bazıları ek gıdaya yeni geçmiş bebekler için uygun olmayabilir. Ona bebeğinizin durumuna göre kendiniz karar verin. Bazıları da büyük çocuklar için bile uygun. 
Ayrıca; ben 1 yaşından beri (artık damak tadı gelişiyor diye) kızma yaptığım yemeklere az tuz ve karabiber koymaya başladım.
tavsiyelerinizi ve tariflerinizi beklerim...

Cumartesi, Ağustos 25, 2012

Perde Pilavı (2)

Daha önce perde pilavı paylaşımım olmuştu. Yeni yaptıklarım birer kişilik, bu yüzden hamuru ince olmalı ki yediğiniz sırf hamur olmasın.
Tarife iki sene önce eklediğim şu yazımdan ulaşabilirsiniz;

Pazartesi, Ağustos 20, 2012

Kafana Şapkadan Başka Bişey Takma !



Şapka çıkarmak, şapkayı alıp gitmek, şapkasız çıkmamak... Şapka bir giyim öğesi olarak eskisi kadar vazgeçilmez değilse de, özellikle hanımlar ve taşralılar arasında yaygınlığını koruyan bir kılık kıyafet tamamlayıcı. Elbette, ısıtma ya da soğutmanın şimdiki kadar kolay olmadığı tarihlerde şapka insan sağlığını koruyarak ömrü uzatırdı. Nitekim, balık baştan kokarsa insan da baştan üşüyor.
Şapka ; Eski Türkçede "Şemsi siperli sepuş" denir.

Milano Katolik Üniversitesi'nin insanbilimleri doçenti olan Giovanna Salvioni, şapkanın, takanın ruhuna işaret ettiğini belirtiyor: "Bir insana baktığımızda ilk fark ettiğimiz öğe: Kiminle işimiz olduğunu bir bakışta anlamamızı sağlıyor. Biçemin, beğenilerin ve tutkuların; bir gruba, takıma ve dine aidiyetin simgesi olabiliyor. Simgesel anlamlar bakımından varsıl bir giysi, kısacası zamanın modasından çok daha öte bir şey." (focus)
Bazı şapkalar bir meslek simgesi; aşçıların şapkası gibi, bazıları etnik, bazıları moda tasarımcısının elinden çıkımış bazı şapkalarsa askeri birliği, rütbeyi veya görevi simgeliyor.
Tarihte ilk şapka Çin'de (çoğu şeyde olduğu gibi) ortaya çıkmış. At idrarı ile yapıştırılmış deriden ibaret. Asurlular keçeden yapılmış silindir biçimli bereler takarmış, Romalıların geniş kenarlı petasosları varmış.
Avrupa'da ise efendiler ile halkı birbirinden ayıran en önemli kıyafet aksesuarı olmuştur.
İngiltere'de Ascot'ta yapılan at yarışlarına izleyici olarak katılanların kılık kıyafette uymaları gereken sıkı kurallar vardır.  Spor giyim yasak, jean ve şort yasak, erkekler bütün düğmeleri kapalı gömlek ve kravat giyecek, kadınların etek boyları ve elbiseleri belli kurallara bağlı. Bir de kadınlar arasında ilginç şapka yarışı vardır adeta ve geleneksel hale gelmiştir.

Ülkelerdeki Şapka Çeşitleri;
silindir şapka-İngiltere (Verdi'ninki ünlüdür)

Panama Şapka-Ekvador

borsalino şapka-İtalya (30'ların klasiği)
coppola-İtalya (sicilya mafyası ile bütünleşmiştir)
chola şapkası-Bolivya (kadınların şapkası)

payet- Fransa
bask-İspanya(İç savaş sırasında Franco karşıtları takar, Che ile bütünleşmiştir)
stetson-Amerika (tipik kovboy şapkası)

sombrero-Meksika (siesta yaparken ideal)

sidara-Hindistan (yukarı kast Hintliler için)
kalpak-Türkiye (Kurtuluş Savaşımızın simgesi)
tarbuş-Fas (fes yani)

Bir de dini anlamlar içeren şapkalar var. Musevilerin kippası gibi. Başın tepesini insan zekasının özünü koruduğunu düşündükleri için örtüyorlar.
Hıristiyanlıkta ise şapka kilise hiyeraşisini gösterirdi. Siyahlar rahiplere, kırmızılar kardinallere, beyaz yalnızca papaya aitti.