Salı, Ocak 29, 2013

Elmalı örgü milföy

milföyle yapılabilecek 
güzel tariflerden biri...
elma parçalarını, az şeker, tarçın ve portakal kabuğu rendesi ile pişirin soğuyunca aşagıdaki gibi kestiğiniz milföye yayın.Örgü yapın ve üzerini yumurtalayıp fırınlayın, çok pratik ve güzel...

pinterest onaylama


<!-- begin Branding Header
Verify website

Hi, melda!

melda erdogan
Looking good! You are ready to return to the verification page and complete the process.
Go To Pinterest

Happy pinning!

©2012 Pinterest, Inc. | All Rights Reserved
Privacy Policy | Terms and Conditions
-->

Pazar, Ocak 27, 2013

iki şehrin hikayesi-Charles Dickens
















150 yıl önce yazılmış bir klasik..Realizmin edebiyat temsilcilerinden olan Dickens'ın Büyük Umutlar kitabını 5 yıl kadar önce okumuştum, çok beğenmiştim.Yine öyle muhteşem bir eser.Fransız Devrimi yıllarında Paris-Londra hattında geçen bir hikaye.Aşk,dram,isyan,acı-acımasızlık, fedakarlık dolu bir roman.Dickens diğer romanında olduğu gibi başlangıçta ağır ağır örüyor hikayeyi, ilgisiz gibi duran bir çok kişi ve olayı sona doğru raslantılar eşliğinde birleştiriyor.
Fransız Devrimi'ne başka açıdan baktırıyor; ezilenlerin eline geçince yetki, onlarda diğerleri kadar acımasız olabiliyor.
Devrim yıllarında Paris ne kadar karışık, kanlı ve tehlikeli ise Londra o kadar sakin, güvenli bir yer olarak anlatılmış.
Benim çok söz söylememe gerek yok zaten bir klasik,  okuyun derim.
(Can yayınlarının çevirisini beğenmedim, bazı kelimeler aynen çevrilmiş, cümlede yapıştırma gibi duruyor, başka yayınevlerinden çıkmışları var bir bakın derim)

Çarşamba, Ocak 23, 2013

tatlı mayalı ekmek


















tatlı mayalı ekmek
malzemeleri basit, yapılışı kolay, şekli güzel.
Bir bardak ılık süt, 1 yumurta, 100 gr yumuşamış tereyağı, bir çay kaşığ tuz, bir yemek kaşığı şeker, 1 paket maya, aldığı kadar un. Yoğurup 20 dk dinlendirin. Sonra 8 parçaya bölüp, her birini açıp içine isteğe göre erimiş tereyağı veya yağın üzerine şeker-tarçın veya ceviz (hatta haşhaş da olur-Eskişehir'in haşhaşlı ekmeğine benzer o zaman) sürün. Rulo yapıp altı parçaya kesin ve dik olarak yağlanmış kalıba dizin.Yumurta sürüp 15 dk daha dinlendirin ve180 derecede pişirin.
Afiyet olsun.

Salı, Ocak 22, 2013

Mavra Cafe-Galata

 Mavra cafe, arkadaşım Selen'in tavsiyesiyle (adını daha önce de duyup sıraya koymuştum) gittiğim nefis bir yer.
Galata Serdar-ı Ekrem Sokakta. Doğan Apartmanı ile aynı sokakta yani. Dinlendirici, küçük, çayı kahvesi nefis bir mekan. Ben üç kez gittim ve her seferinde farklı kahvaltı seçenekleri denedim, çok güzeldi.Burada sanırım hiçbir koltuk, sandalye ve masa aynı değil. Ayrıca raflarda sergilenen tasarım ürünleri de satılık.

































Dışarı çıkıp sağa baktığınızda Galata kulesi karşınızda.


Cuma, Ocak 18, 2013

Pizza yapalım ama bu biraz farklı

Basit bir pizza hamuru;un, tuz,su ve maya.Bunun özelliği  kenarlarındaki sosisler. Aslında tarifte sosisler bütün konuluyordu ama ben ikiye bölüp incelttim.
sosisleri koyduktan sonra 
küçük bıçak darbeleri yapın ve yana kıvırın tamaaaaam.

Ben içine domates, biber ve pırasa koydum, üstüne de kaşar. 15 dakika 200 derecede pişirdim.
İşte sonuç;




Şişe Boyama, Baykuş Yastık ve...


























Biri beni tutsuuun..Duramıyorum, bu aralar aklıma gelen her dikiş-örgü işini yapmaya meyilliyim. 2,5 sene yapmayıncaa birikti demekki. Kızımı uyutunca geceleri en fazla bir saat yetiyor bunun için. Müthiş rahatlatan bir uğraş.
İşte yaptıklarımdan bazıları..






















Üstte, giymediğim eteğimden kızım için yaptığım etek var. Etek uçlarını siyah zincir ile süslüyorum. Henüz ütülemedim. Bel kısmına da makine ile iki sıra dikiş geçicem kaba durmasın diye.















Onun altında eski bir penye tişörtten kesip diktiğim ve içini elyafla doldurduğum bez bebek var. Oyuncak marketlerde bez bebek bulmak sanırım nerdeyse imkansız. Saçını diktim, giysisini de ördüm. Yüzü istediğim gibi olmadı...
Aşağıda da şişe boyama işi var. Çok zevkli bir uğraş. İstediğiniz her şeyi yapabilirsniz. Herhangi bir şişenin kağıdını sökün 2-3 kat plastik boya ile boyayın. Kuruyunca kurşun kalemle istediğiniz deseni çizin  ve boyayın. Mat cila ile tamamlayın. İkincisini de astarladım yolda...



















Epeydir baykuş desenli bir şeyler yapmak istiyordum. Pinterest.com sağolsun baya fikir var orda. Ben farklı olarak bir tarafı gözü açık bir tarafı kapalı yaptım. Gözler hafif şehla ama :-)
























Fotograflara bakarken farkettim renk geçişlerini daha düzgün yapabilirmişim...

Perşembe, Ocak 03, 2013

Yeni Yıl Kutlamaları

Dünyada yeni yıl kutlamalarının 6 bin yıl öncesine uzandığını biliyor muydunuz?
Eski Mısırlılar Eylül ayında Nil Nehri'nin taşmasını yeni yılın başlangıcı olarak kabul edip kutluyorlardı.
Babiller ise baharı yeni yılın başlangıcı sayıyorlardı.
Romalılar yıllarca yeni yılı 1 Mart'ta kutlamışlar. Sonra Sezar'ın kararıyla MÖ 46'da bugün kullandığımız takvim sistemine geçilmiş ve 1 Ocak ile yeni yıl başlamış.
Eski Yunanlılar ise yılbaşını bir bebek ile sembolize etmişler. Yılbaşı yerine bereket ve şarap tanrısı Dionisos'un her yıl yeeniden doğmasını kutlamışlar.
GÜNÜMÜZDEN İLGİNÇ KUTLAMALAR:
Güney Afrika'da Hillbrow adlı bir yerleşim yerinde insanlar yılbaşını evlerinin camından bazı eşya ve mobilyalarını atarak kutluyorlar. Pencereden sokağa mikrodalgalar, sandalyeler, ütüler atıyorlarmış.ekvador'da her aile bir maket adam yapıp içini havai fişekle dolddurup gece maketi yakıyor ve kötülüklerin gideceğine inanıyorlarmış.
Vietnam'da Evlerinde çeşitli tanrılarla yaşadıklarına inanıyorlar yıl sonunda cennete dönecek tanrılara iyi davraanarak onları etkilemeye çalışıyorlarmış.
Hollanda'da ise yeni yıl süsledikleri ağaçları yakarak karşılanıyormuş.
Danimarkalılar yıl başında kapılarının önünde kırılmış tabak bulmayı umuyor bunu iyi şans olarak görüyorlarmış.Bu nedenle herkes sevdiklerinin kapısında tabak kırıyormuş. Ne kadar kırık tabak varsa kapınızda o kadar arkadaşınız var demektir.
Şili'de bir şehir olan Tulca'da 1995'den bu yana insanlar yeni yılı kaybettikleri yakınlarıyla kutluyorlarmış. Yani mezarlıkta 5000 kişi toplanıp herkes yakınlarının mezarrları başında coşkuyla kutlama yapıyormuş.
Peru'nun Santo Tomas köyünde yeni yıla önce yumruklaşıp sonra sarrılarak giriyorlamış.
Japonlar 108 kez zil çalarak 108 derdi kovuyorlarmış. Sonra kahkaha atarak kötü ruhları kovduklarına inanıyorlarmış.
Fransızlar yılbaşında krep yemenin, İspanyollar yeni yılın ilk günü 12 adet kuru üzüm yemenin şans getireceğine inanıyorlarmış.
İsviçreliler yeni yılın ilk günü yere bir damla krema damlatarak şans geleceğine inanıyormuş.
İlginç Yeniyıl Kutlamaları

Salı, Aralık 25, 2012

O Muhteşem Hayatınız, Oya Baydar

Bence Oya Baydar Türkiye'nin en iyi yazarlarından biri. Bu Oya Baydar'dan okuduğum dördüncü roman. Aslında kitabın konusu hakkında fazla detaya girmemeliyim çünkü bazı şeyleri baştan bilmemeniz gerekiyor. Ama şunu söyleyeyim; hikaye bir diva yani opera sanatçısının hayatı çevresinde dönüyor. Onun fotoğraflarına tesadüfen eskicide ulaşan bir toplayıcının hayatına girmesiyle olaylar şekillenmeye başlıyor. Konu Dersim'e bağlanıyor.
Yazarın Dersim olayları ve Alevilik üzerine verdiği bilgiler romandaki kişilerin ağzından diyaloglar olarak geçiyor. Gayet dozunda ve doyurucu bilgiler. Çok iyi araştırma yaptığı belli. Dili çok sade ve bir arkadaşınıza bir olayı anlatırmışsınız gibi yalın. Ancak bu noktada daha fazla şey beklediğimi farkettim. Roman sadece bir olayı bir hikayeyi iletmek midir? Bence değil. Öyle cümleler kullanırsınız ki okuyucu bazen donar kalır. Anlatımın lezzetli olması gerekir. Uzun cümleler veya alengirli cümleler değil demek istediğim. İşte o lezzeti çok alamadım. Bir de yazar sanırım kendi hayatından bir iki ayrıntı eklemiş. Ya da onlardan yola çıkarak oluşturmuş kurguyu. Belki de bu yüzden sanki yanlış anlaşılma korkusu var ve aralarda yaptığı açıklamalar canımı sıkıtı. Bir aldatmayı, bir yalanı bir doğal tepkiyi okuyucu yanlış anlamasın diye açıklıyor sürekli. Bu dediklerim romanın güzelliğini gölgelemiyorr tabiki. Sonuna doğru duygulu anlar yaşatan güzel bir roman.
Oya Baydar, O Muhteşem Hayatınız, Can Yayınları.

Perşembe, Aralık 20, 2012

Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı, Romain Gary

İştee durup durup düşündüren yer yer göz yaşartan bir daha okunulası ve herkes okusun diye hediye edilesi mükemmel bir kitap....Biliyordum..O kadar aradım ki bu kitabı...Can Yayınlarındaki baskısı çoktan tükenmişti.Nihayet Agora Kitap yeniden bastı da öyle bulabildim.
‘Böylesine genç, böylesine küçükken, bu kadar çok sevilmek hiç iyi bir şey değil. İnsanda kötü alışkanlıklara yol açıyor. Her şeyi yaşadığınızı sanıyorsunuz. Her şeyi bildiğinizi sanıyorsunuz ve olanlar size sıradan şeylermiş gibi geliyor. Gözünüzü daha yukarı dikiyor, doyumsuz oluyorsunuz. Gözlüyor, umut ediyor bekliyorsunuz. Böyle bir anne sevgisiyle donanınca, hayat, size daha çocukluğunuzun şafağında bazı şeyler üzerine yemin ettiriyor ve bu yemini tutamıyorsunuz. Sonunda hiçbir şeyi umursamayan, hiçbir şeyden tat almayan bir adam durumuna geliyorsunuz. Bir yandan eliniz kolunuz bağlanıyor, öte yandan büyük bir vicdan azabına kapılıyorsunuz. Sonra sokağa atılmış bir köpek yavrusu gibi, gidip annenizin mezarına kapanıyorsunuz. Bir daha yapmayacağım, bir daha asla yapmayacağım, kesinlikle bir daha yapmayacağım..."
Yazar bu romanda aslında kendi hayatını anlatıyor. Biyografisini okuduğum kadarıyla bazı değişiklikler yapmış. Romanda yalnız bir annenin çocuğunu yetiştirirken verdiği o büyük mücadeleyi ve bağlılığını görüyorsunuz. Öyle telkinlerle yetiştiriyor ki oğlunu nihayet söylediği herşey oluyor. Bu kadar bağlılığın aslında çok da iyi olmadığını da kabul ediyor yazar. Ama bu kadar güçlü ve ne istediğini bilen bunun için herşeyi yapabilecek bir annesi var..Bundan kurtuluş yok :-)
Son 4-5 sayfa kala tüylerim diken diken oldu ve ürpererek okudum adeta. Etkileyici, sürükleyici...

Daha önce Emil Ajar takma adıyla yazdığı "Koca Tembel" kitabını da blogumda paylaşmıştım. Dili elbetteki biraz farklı. Edebiyat camiası Emil'i Romain'ın kuzeni olarak biliyor ve ikisini hep kıyaslıyorlarmış. Romain Gary 1980'de  intihar etmeden önce yazdığı notta Emil Ajar'ın da kendisi olduğunu söylemiş ve eklemiş "Çok eğlendim, teşekkür ederim. Hoşçakalın."

Romain Gary;
1914 doğumlu Polonya asıllı Gary, küçük yaşta babasının terketmesiyle annnesiyle yaşamaya başladı. 14 yaşında Fransa'ya göç ettiler. Dünya çapında tanınan bir yazar olan Gary, Fransa'da her yazara ancak bir kez verilen Goncourt Edebiyat Ödülü'nü, bir kez kendi adıyla bir kez de Emil Ajar takma adla yayımladığı iki romanıyla iki kez kazanmış olan tek yazardır. Senaryolar yazmış ve iki film yönetmiştir.
Hukuk mezunu olan Gary, kitap yayımlamaya başlamadan önce, II. Dünya Savaşı sırasında, Özgür Fransız Kuvvetlerine dahil olarak savaş pilotluğu yaptı. Ayrıca Fransa'nın Los Angeles başkonsolosu oldu.
20. yy'da Fransa'nın en üretken ve tanınan yazarlarından olan Gary'nin bir oğlu var ve  eski eşi Jean Seberg'in 1979'daki -şüpheli- ölümünün de etkisiyle, 1980'de, Paris'te yaşamına son verdi.
Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı, Çeviren:Alev Er, Agora Kitaplığı.