Çarşamba, Aralık 18, 2013

Anadolu Notları 1-2, Reşat Nuri Güntekin

biri 1966 diğeri 1968 basımı olan bu kitapları bir sahaftan buldum. Gördüğümde gözlerim parladı..İlginçtir birinin bazı sayfaları açılmamıştı bile,yani üstten yapışıktı .Bıçakla ayırdım.Demek daha önce okunmamış, kırk küsür yıllık kitaplar beni beklemişti:-)
Reşat Nuri'nin müfettişlik yaptığı yıllarda Anadolu'yu adım adım gezip bu gezilerinde aldığı notlardan oluşan bu kitaplar şimdi günümüz Türkçesiyle yeniden basıldı zaten.(tek cilt 280 sayfada) Ama onlarda eşinin şu giriş cümleleri var mıdır bilmem?
..."Aylarca bu işi kendine adeta kutsi bir vazife telakki ederek canla başla çalışmış olan merhum Mithat Sadullah'ın bu pek kıymetli yardımını şuracıkta belirtmeyi bir borç bilirim..." (Hadiya Güntekin.  Ne güzel ne incelikli cümleler.
 
Dili çok güzel. Yer yer bir tren istasyonunda ya da trende geçirdiği saatleri, yer yer bir otelde ya da arabası bozulduğunda bir ovanın ortasında yardım bekleyişini okursunuz. Ama sıkça Anadolu insanı ve dertleri,cahilliği,yardımseverliği,merakı, yaşamı, sıcaklığı ve şaşkınlığı var. Güntekin yaşadıklarını küçük kağıt parçalarına yazmış sürekli. Sonra onlar derlenip toparlanmış ve bu kitaplar oluşturulmuş.
"Kalabalıktan en hoşlanan insan bile vagona ayak bastığında bir inziva hastalığına tutulur.En candan dostunu bile yanında istemez.."
"Tren yolcusunun kompartımana yolcu sokmamak için türlü hileleri vardır. Bunların en iptidaisi kendisini uğurlamağa gelenleri etrafına dizmek, bazan da hatta bunun için dışarıdan mahsus adam getirtmektir. Güya bu kuru kalabalığı görenler vagonu dolu sanarak başka yere gidecekler..." syf.20
"Her defasında tepeyi tam tutacağımız saniyede makine gürleye hırlaya duruyor, sonra geriliyor, şoför bizi kenardaki hendeğe dökmemek için türlü manevralar yapıyor.Yolcular "aman oğlum,biz inelim bari" diyor. Şoför "araba ağır olursa daha iyi" diye cevap veriyor. Biz beş yolcu, adeta safra vazifesi görüyoruz..." syf.94
Kitapta Reşat Nuri kendi yaşadıklarının yanı sıra köylüden ya da arkadaşlarından duyduğu kısa Anadolu hikayeleri de anlatmış. Bir hikayeye giriş yapmadan önce "bir arkadaşım anlatmıştı"ya da "bir gün köylünün birinden duyduğuma göre..." diye başlayıp bir kaç satır anlattığı bu kısa hikayeler de enfes...
tadı damağımda kaldı..
İnkılap ve Aka Kitapevleri, 1966-1968

3 yorum:

ozgrkdn dedi ki...

En sevdiğim kitaplardı,,çocukluğumda bıçakla ilk açan ben olurdum,,40 yıl sonra çoğunu tekrar okuma şansı bulduklarım ayrı lezzetler verdi.
Rus yazarların kitaplarını çok severdim,,o buz ayaz tundraları öyle bir anlatırlardı ki,,
Bence diğerlerini de bulup satın alın,kaçırmayın bu fırsatı,,keyifler olsun)))

melda dedi ki...

siz kar buz diyince benim de aklıma çocukluğumda okuduğum ve yıllar sonra filmini izlediğim Alcott'un Küçük Kadınlar'ı geldi.. Çok severdim o romanı, kar yağınca buz patenlerini alır donmuş gölde kaymaya giderdi dört kız kardeş,sonra da eve gelir ısınırlardı,hikayeleri çok güzeldi.. o mavi ciltli küçük kitapları ne yaptık hiç hatırlamıyorum..bak şimdi takıldı kafama...

Nilgün Komar dedi ki...

çok şanslısın..