Çarşamba, Kasım 13, 2013

Karaköy Gezmesi

Karaköy'de kısa bir gezintiye ne dersiniz?
Son yıllarda oldukça popüler olan Karaköy birçok merkeze ulaşım kolaylığı ve hatta yol üstü geçiş güzergahında olduğu için çok gelişti. Burada bulunan Istanbul Modern ve bir çok sanat galerisi sayesinde sanat dünyasından kişilerin sık sık uğradığı semt oldu.
Galata Köprüsünden geçip yüzünüzü Galata Kulesi'ne verdiğinizde solda kalan bölüm; Tünel'in, Perşembe Pazarı'nın, balıkçıların, hırdavat,demir-sac işini yapan dükkanların,bir üst caddesinde de Bankalar Caddesinin bulunduğu karmaşık ama mutlaka gezilip keşfedilmesi gereken yerdir. Köprüden sağ tarafı ise rıhtım caddesi ve üstündeki iki paralel cadde ile Tophane'ye kadar uzanan bölümdür.Burada da Yeraltı Camii, cafe-lokantalar, sanat galerileri ama en çok su arıtma ve depo sistemleri,kayak-dalış sporları malzemelerinin satıldığı dükkanlar vardır.
Önce kısaca meydandan bahsedelim sonra hemen içeri gireriz..
 













Meydanda bulunan Karaköy Palas, Nordstern Han ve Ziraat Bankası binaları ortalama 100 yılı devirmiştir. Genelde Italyan mimarlar tarafından yapılmış olup, Bizans Osmanlı karması mimari özelliklere sahiptirler. Nordstern Han'ın alt katında eskiden Baylan Pastanesi'nin Karaköy şubesi varmış..
Sağ tarafa rıhtım bölgesine ilerlediğinizde vapur iskelesinin olduğu yerde birkaç balıkçı vardır. Orayı geçtiğinizde sık sık aşağıdaki gibi 10 katlı bina görünümünde gemilerin kıyıya yanaşmış olduklarını görürsünüz. Zaten Denizcilik İşletmelerine ait neredeyse 120 yıllık binayı da görürsünüz..
Paralelinde ve biraz içeride kahvaltılıklarıyla meşhur Namlı ve kaymaklı ekmek kadayıfı, fıstıklı baklava ve sarması tadılması gereken Güllüoğlu yanyanadır.


 
Kemankeş caddesindeki Karaköy Lokantası ve özellikle mezeleri için Lokanta Maya'yı öğlen ve akşam yemeklerinizde ziyaret edebilirsiniz. Hatta Perşembe pazarında bulunan Karaköy Balıkçısı'na mutlaka gitmeli ve kağıtta levrek yemelisiniz..















Liman caddesinin parelelinde bulunan Karaköy-Galata simitçisinin adını duymayan kalmamıştır herhalde. Nefis simitlerinin yanısıra tahinli çörek ve paskalyası da çok güzel.

Devam ediyoruz. Hemen simitçinin arkasında Karabatak Cafe var. Buradan önceki yazılarımda bahsettiğim için uzatmayacağım ama çok meşhur oldu ve kalabalık artık malesef. Hemen karşısında açılan Unter kahve keyfi için denenebilir.

Bu bölgenin çaprazında bulunan mimarisiyle korunmuş karakol binası ve benim çok sevdiğim bir geçit var; Fransız Geçidi.. içindeki Kağıthane'ye mutlaka uğramalısınız. Gerçekten kendilerinin de dediği gibi orada satılan hiçbir şeye ihtiyacınız yok ama mutlaka almak isteyeceksiniz..
 
Kemeraltı Caddesi'nde tarihi 15.yüzyıla dayanan, pek çok kez yangın geçirmiş, dönem dönem eğitime kapanmış İstanbul'un en eski okullarından birri hatta en eski yabancı okulu olan St.Benoit Fransız Lisesi'ni görürsünüz.
Perşembe Pazarı tarafında ise İstanbul'da yapılan en eski cami olduğu söylenen Arap Camii var. Arapların kuşatması sırasında yapılmış olabileceği söyleniyor ancak mimarisinde Arap tarzı pek hissedilmemiş olduğu için de Cenevizlilerden kalma kilisenin zamanla camiye çevrilmiş olmasının daha muhtemel olduğu düşünülüyor.


Karaköy gezisi burada sona eriyor. Aslında bu kadar değil ama bunun 2.ve 3.sünüde  fotoğraflarını çekebilirsem yapacağım.



3 yorum:

Şaziye P dedi ki...

İstanbula yakın yaşayan, ama bir çok semtimi hala gezememiş biri olarak istanbul yazılarınızın devamını sizden rica ediyor ve zevkle okuduğumu belirtmek istiyorum. İstanbulu tüm semt ve sokakşarını gezmek öğrenmek istiyorum ve bu yazılarnızdan istanbulu gezerken çok faydalanacağım öyle umuyorum.
Teşekkürler ve sevgiler :)

melda dedi ki...

Zevkle devam edeceğim, teşekkür ederim

Nilgün Komar dedi ki...

sanırım tahinli çörek için yollara düşeceğim..