Cuma, Nisan 18, 2014

İstiklal Caddesi'nin Hanları ve Pasajları

İstiklal Caddesi'ne yarım gününüzü ayırarak farklı bir gezi yapmaya ne dersiniz?

Sadece han ve pasajlarına dikkat ederek ve birkaç sanat galerisini veya kitapçıyı ziyaret ederek.
Elinizde (eğer bilmiyorsanız önceden araştırma yaparak çıkın) küçük kroki veya notlarla gezmek daha zevkli.
Tünelden çıktık soldan ilerliyoruz.
 İlk dikkatimizi çekecek yer Narmanlı Han.Bu han 1831'de inşa edilmiş. İlk önce Rusya büyükelçiliği sonra Rus hapishanesi olmuş. 1914'den sonra Narmanlı ailesi almış. Aliye Berger, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Bedri Rahmi Eyüboğlu bir dönem burada kalmışlar. Otele dönüştürülmesi fikri var ama mülk sahibi 11 kişi olunca anlaşmaları zor görünüyor.


Suriye Pasajı:1908'de yapılan bina aslında üç ayrı binadan oluşuyor. Sonradan öne bakan binaya asansör konularak binalar birbirine bağlanmış.
Terkos Pasajı (daha doğrusu çıkmazı): İhraç fazlası, sezon sonu veya defolu ürünlerin satıldığı, arada bir benim de kurcalamayı sevdiğim çıkmaz sokak. Gerçekten iyi karıştırırsanız tezgahlarda çok güzel elbise, hırka ve bluzlar var.İçerideki dükkanlarda iç çamaşırcı, takıcı veya jeanciler var.

Elhamra Pasajı:içerisindeki barda canlı müzik çalınan Osmanlı neo klasik mimarisine ait bina.
Danışman Geçidi veya benim sevdiğim adıyla Hacopulo Pasajı (ya da Hazzopulo):
136 yıllık bir handır. T şeklinde üstü açık olarak yapılmış üç girişi bulunan pasaj-handır. İstiklal Caddesi'nden girişi bina altından olduğu için üstü kapalıdr. Namık Kemal burada tutuklanmış (çıkardığı gazeteden ötürü), Jön Türkler burayı mesken edinmiş, Ahmet Haşim'in uğrak yeriymiş...Ara Güler'in babasının eczanesi de buradaymış. Zamanın en meşhur şapkacı, çizmeci ve lokantaları buradaymış.Pasajdan içeri girdiğinizde sağlı sollu dükkanlar sizi karşılar.


 Özellikle Şapkacı Katia'ya ve hediyelik eşya satan şirin dükkanlara uğrayın. Bu kısa yolun sonunda bulunan avluda Mustafa Amca'nın kahvesinde bir de kahvenizi höpürdetin lütfen.
 Buranın zeminindeki taşlar Çatalca'ya bağlı Rum köyü Podima'dan getirilmiştir. (Bu Podima köyü Zülfü Livaneli'nin Kardeşimin Hikayesi romanının geçtiği yer ayrıca).
Aznavur Pasajı:Aznavur ailesine ait bu yer aslında Tepebaşı'na açılan bir geçitmiş. Günümüze yakın tarihlerde çarşıya dönüştürülmüş.
Çiçek Pasajı:1870'de yanan tiyatronun yerine 24 dükkan ve 18 daireden oluşan pasaj yapılır. Burada o zamanlar çiçek mezatı da yapılırmış. 1978'de bina çökmüş ve bir süre öylece kalmış. 10 yıl sonra onarılmış ve bugünkü halini almıştır.

Halep Pasajı:Atlas Pasajı ile karşılıklı bulunan Halep Pasajı'nın içinde 1890'larda sirk varmış.Kapatılınca tiyatroya çevrilmiş. Ses Tiyatrosu ve Beyoğlu Sineması buradadır.
Şimdi Taksim Meydan'dan Tünel tarafına doğru soldan yürüyelim..
Atlas Pasajı: 1870lerde yapılmış binanın zemin katı at ahırı imiş. Zamanla ihtiyaçlar doğrultusunda mimarisi değiştirilmiş. 1832'de Atlas Sineması ve Küçük Sahne Tiyatrosu açılmış.

 



Mısır Apartmanı: Mısırlı bir paşanın kışlık konağı olan binanın yapımı 1910'da tamamlanmış. İstanbul'un ilk betonarme binalarındandır. Benim de çok hoşuma gider. Şimdi içinde restoran, sanat galerisi, ofisler ve lokaller vardır. En üstünde meşhur 360 var. Mehmet Akif'in bir süre bu binada yaşadığı söylenir.
Botter Apartmanı: İtalyan bir mimarın Abdülhamid'in terzisi için (terziye bak!) yaptığı bina şehrimizde art nouveau üslübunda yapılmış en önemli yapıymış. Terzi Botter bu binayı kışlık olarak kullanırmış (yazlığı Fenerbahçe'de bir köşkmüş-yerinde olmayı çook isterdim)
Daha sonra eğlence ve sanat merkezi olmuş.
En önemli han ve pasajlar bitti. Ama İstiklal'e gelmişken Salt Beyoğlu'nda sergilenen, afiş sanatının meşhur isimlerinden Polonyalı Henryk Tomazewskı'nin afişlerini gördük.
 İstanbul Kitapçısı'ndaki(girişte solda) Ahşapkari sergisini gezip ahşaptan yapılan mozaik tabloları inceledik. Nasıl yapıldığını öğrenmeye çalıştık.

 Arter Sanat'taki Marc Quınn'in Aklın Uykusu adlı sergisini gezdik ve özellikle girişteki devasa büyüklükteki deniz kabuğuna hayran kaldık.




Yapı Kredi kitaplığı'nda çocuk kitaplarını inceledik.. Etrafta gördüğümüz tüm sokak müzisyenlerini dinlerken de biz de biraz dinlendik.

2 yorum:

the bircan dedi ki...

merhaba neguzel gezmısısnız*-* blogumda cekıslım var beklerım sevgıler

sedenist dedi ki...

Çok güzel anlatmışsınız,her gün önünden geçtiğimiz yapılar hakkında böyle kısa öğretici bilgileri duymak çok keyifli :)