Cumartesi, Mart 13, 2010

Yabancı, Albert Camus

Albert Camus'nün en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan "Yabancı" romanı aynı zamanda da en gizemli yapıtı sayılabilir.

Yazar, romana "Annem ölmüş bugün. Belki de dün, bilmiyorum." cümlesiyle giriş yapmış. Bu ilk cümle bir merak uyandırdı bende. Zaten bir solukta da okudum. (117 sayfa)
Romanın kahramanı Meursault Cezayir'de yaşamaktadır. Telgrafla annesinin ölüm haberi gelir. Cenazesine yetişir. Annesinin son günlerinde aynı yaşlılar evinde kalan bir adamla nişanlandığını öğrenir. Tabutunun başında, kahve ya da sigara içerek  ertesi gün cenaze kaldırılana kadar bekler. O kadar kayıtsız kalır ki bu olaya şaşırırsınız. Zaten romanın adı bu yabancılaşmadan çıkmış. Romanın genelinde böyledir.
Sonra, yanına sevgilisini ve arkadaşı Raymond'u da alarak haftasonunu geçirmek üzere deniz kıyısında bir yere gider. Orada Arapların saldırısına uğrayan Raymond yaralanır. Daha sonra olay yerine gelen Meursault, Raymond'u yaralayan Arabı silahla öldürür,mahkemeye çıkar ve idam cezası alır.
              (kitabın 1967 baskısı)             

Öyküdeki her şey çok kısa bir zaman aralığında olup biter. Konusu basittir. Ama hissettirdikleri derin. Diğer kişilerin adı anılsa da, roman kahramanının adını bile öğrenemeyiz. Kitapta, Meursault'un topluma, kendine, ölümü bile kabul edebilecek kadar hayata , kısacası tüm varoluşa yabancılaşması yalın bir dille anlatılır.

Ayrıca bu romanda iyi-kötü kavramı, öldürme eyleminin ahlaki boyutu ve suçun suçluyla olan ilişkisi sorgulanmış.


"Meursault, saçma kavramından habersiz, saçma duygusu içinde yaşayan bir yaratıktır, örneklerini görebileceğimiz yüzbinlerce insan arasında." (Vedat GÜNYOL Çev.)


Yabancı`nın birebir sayılamayacak film uyarlaması Zeki Demirkubuz'un yönettiği "Yazgı"dır. Filmdeki Musa karakteri Meursault karakterine benzemektedir.
Gümrük memuru Musa, birbirinin zıttı iki olay arasında fark göz etmeyen birisidir. Annesinin ölümüne tepki vermez. İki çocuk ve bir anneyi öldürmekten sorumlu tutulmasına da sesini çıkarmaz.

Albert Camus'nun Veba adlı romanını da bir kaç yıl önce okumuştum. Kitaptan bazı 'sahneler' hala aklımda canlıdır. Çok etkilenmiştim. Veba, Camus'nun düşüncelerinin temelini yansıtır. Romandaki kişiler, veba salgınına karşı verdikleri savaşta başarısız olacaklarını bile bile yılmadan çalışırlar. Camus, insanın değerini ve insanlar arası kardeşliği, amansız bir hastalığın perde önünde anlatır.

Albert Camus:  (1913 – 1960)1913'te Cezayir'de doğdu. Babası Alsace'lı yoksul bir işçiydi, annesinin okuma-yazması yoktu. Babası I. Dünya Savaşı'nda cephede şehit oldu. Yoksulluk ve acılarla dolu bir hayat sürdü. (Denemelerinden oluşan, 1963' de yayımlanan "Tersi ve Yüzü" kitabında bu dönemde yaşadıklarını anlatır.)

Öğretmeninin yardımıyla burs kazanarak 1923'te liseye kabul edildi. Yüzme, boks, futbol gibi sporlarla uğraştı. Cezayir Üniversitesi'nde felsefe öğrenimi gördü. Üniversitede futbol takımının kaleciliğini yaptı ancak vereme yakalanınca sporu bırakmak zorunda kaldı. 1934 yılında evlendi ve iki yıl sonra boşandı. 1930'larda Fransız düşünürlerin kitaplarını okumaya başladı. Cezayir'deki genç solcu aydınlar arasına katıldı, İşçi Tiyatrosu için oyunlar yazdı ve yönetti. 1940'ta Paris'e yerleşti. Paris'te günlük Combat gazetesinin yayın yönetmeni olarak çalıştı ve sonra gazetecilikle ilgisini kesip kitaplarına döndü. İlk romanı "Yabancı" 1942'de, ikinci romanı "Veba" 1947'de basıldı. (Diğer bazı eserleri ; Düşüş, Başkaldıran İnsan, Sürgün ve Krallık)
Kitaplarında savaş sonrasında aydınların içine düştüğü yabancılaşma ve düş kırıklıklarını tüm ayrıntılarıyla yansıttı.
1957'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı (Kipling'den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur) ve törende "...Her nesil, şüphesiz, kendisini dünyayı değiştirmekle yükümlü hisseder. Benim neslim bunu yapamayacağını biliyor, ama benim neslimin belki de daha büyük bir görevi var. Bu görev, dünyanın kendi kendisini yok etmesini önlemek…" cümlelerini de içeren güzel bir konuşma yaptı. Albert Camus 1960'ta yayıncısı Gallimard ile birlikte, daha önce 'ölmenin en absürd yolu' diye nitelemiş olduğu şekilde araba kazasında öldü…
Yabancı, Albert Camus, Can Yayınları, İstanbul

2 yorum:

Ozge Sipahioğlu dedi ki...

cok hoos ozetlemııssıınnn.ellerine saglıkk

melda dedi ki...

Teşekkür ederim .