Cuma, Ocak 18, 2013

Pizza yapalım ama bu biraz farklı

Basit bir pizza hamuru;un, tuz,su ve maya.Bunun özelliği  kenarlarındaki sosisler. Aslında tarifte sosisler bütün konuluyordu ama ben ikiye bölüp incelttim.
sosisleri koyduktan sonra 
küçük bıçak darbeleri yapın ve yana kıvırın tamaaaaam.

Ben içine domates, biber ve pırasa koydum, üstüne de kaşar. 15 dakika 200 derecede pişirdim.
İşte sonuç;




Şişe Boyama, Baykuş Yastık ve...


























Biri beni tutsuuun..Duramıyorum, bu aralar aklıma gelen her dikiş-örgü işini yapmaya meyilliyim. 2,5 sene yapmayıncaa birikti demekki. Kızımı uyutunca geceleri en fazla bir saat yetiyor bunun için. Müthiş rahatlatan bir uğraş.
İşte yaptıklarımdan bazıları..






















Üstte, giymediğim eteğimden kızım için yaptığım etek var. Etek uçlarını siyah zincir ile süslüyorum. Henüz ütülemedim. Bel kısmına da makine ile iki sıra dikiş geçicem kaba durmasın diye.















Onun altında eski bir penye tişörtten kesip diktiğim ve içini elyafla doldurduğum bez bebek var. Oyuncak marketlerde bez bebek bulmak sanırım nerdeyse imkansız. Saçını diktim, giysisini de ördüm. Yüzü istediğim gibi olmadı...
Aşağıda da şişe boyama işi var. Çok zevkli bir uğraş. İstediğiniz her şeyi yapabilirsniz. Herhangi bir şişenin kağıdını sökün 2-3 kat plastik boya ile boyayın. Kuruyunca kurşun kalemle istediğiniz deseni çizin  ve boyayın. Mat cila ile tamamlayın. İkincisini de astarladım yolda...



















Epeydir baykuş desenli bir şeyler yapmak istiyordum. Pinterest.com sağolsun baya fikir var orda. Ben farklı olarak bir tarafı gözü açık bir tarafı kapalı yaptım. Gözler hafif şehla ama :-)
























Fotograflara bakarken farkettim renk geçişlerini daha düzgün yapabilirmişim...

Perşembe, Ocak 03, 2013

Yeni Yıl Kutlamaları

Dünyada yeni yıl kutlamalarının 6 bin yıl öncesine uzandığını biliyor muydunuz?
Eski Mısırlılar Eylül ayında Nil Nehri'nin taşmasını yeni yılın başlangıcı olarak kabul edip kutluyorlardı.
Babiller ise baharı yeni yılın başlangıcı sayıyorlardı.
Romalılar yıllarca yeni yılı 1 Mart'ta kutlamışlar. Sonra Sezar'ın kararıyla MÖ 46'da bugün kullandığımız takvim sistemine geçilmiş ve 1 Ocak ile yeni yıl başlamış.
Eski Yunanlılar ise yılbaşını bir bebek ile sembolize etmişler. Yılbaşı yerine bereket ve şarap tanrısı Dionisos'un her yıl yeeniden doğmasını kutlamışlar.
GÜNÜMÜZDEN İLGİNÇ KUTLAMALAR:
Güney Afrika'da Hillbrow adlı bir yerleşim yerinde insanlar yılbaşını evlerinin camından bazı eşya ve mobilyalarını atarak kutluyorlar. Pencereden sokağa mikrodalgalar, sandalyeler, ütüler atıyorlarmış.ekvador'da her aile bir maket adam yapıp içini havai fişekle dolddurup gece maketi yakıyor ve kötülüklerin gideceğine inanıyorlarmış.
Vietnam'da Evlerinde çeşitli tanrılarla yaşadıklarına inanıyorlar yıl sonunda cennete dönecek tanrılara iyi davraanarak onları etkilemeye çalışıyorlarmış.
Hollanda'da ise yeni yıl süsledikleri ağaçları yakarak karşılanıyormuş.
Danimarkalılar yıl başında kapılarının önünde kırılmış tabak bulmayı umuyor bunu iyi şans olarak görüyorlarmış.Bu nedenle herkes sevdiklerinin kapısında tabak kırıyormuş. Ne kadar kırık tabak varsa kapınızda o kadar arkadaşınız var demektir.
Şili'de bir şehir olan Tulca'da 1995'den bu yana insanlar yeni yılı kaybettikleri yakınlarıyla kutluyorlarmış. Yani mezarlıkta 5000 kişi toplanıp herkes yakınlarının mezarrları başında coşkuyla kutlama yapıyormuş.
Peru'nun Santo Tomas köyünde yeni yıla önce yumruklaşıp sonra sarrılarak giriyorlamış.
Japonlar 108 kez zil çalarak 108 derdi kovuyorlarmış. Sonra kahkaha atarak kötü ruhları kovduklarına inanıyorlarmış.
Fransızlar yılbaşında krep yemenin, İspanyollar yeni yılın ilk günü 12 adet kuru üzüm yemenin şans getireceğine inanıyorlarmış.
İsviçreliler yeni yılın ilk günü yere bir damla krema damlatarak şans geleceğine inanıyormuş.
İlginç Yeniyıl Kutlamaları

Salı, Aralık 25, 2012

O Muhteşem Hayatınız, Oya Baydar

Bence Oya Baydar Türkiye'nin en iyi yazarlarından biri. Bu Oya Baydar'dan okuduğum dördüncü roman. Aslında kitabın konusu hakkında fazla detaya girmemeliyim çünkü bazı şeyleri baştan bilmemeniz gerekiyor. Ama şunu söyleyeyim; hikaye bir diva yani opera sanatçısının hayatı çevresinde dönüyor. Onun fotoğraflarına tesadüfen eskicide ulaşan bir toplayıcının hayatına girmesiyle olaylar şekillenmeye başlıyor. Konu Dersim'e bağlanıyor.
Yazarın Dersim olayları ve Alevilik üzerine verdiği bilgiler romandaki kişilerin ağzından diyaloglar olarak geçiyor. Gayet dozunda ve doyurucu bilgiler. Çok iyi araştırma yaptığı belli. Dili çok sade ve bir arkadaşınıza bir olayı anlatırmışsınız gibi yalın. Ancak bu noktada daha fazla şey beklediğimi farkettim. Roman sadece bir olayı bir hikayeyi iletmek midir? Bence değil. Öyle cümleler kullanırsınız ki okuyucu bazen donar kalır. Anlatımın lezzetli olması gerekir. Uzun cümleler veya alengirli cümleler değil demek istediğim. İşte o lezzeti çok alamadım. Bir de yazar sanırım kendi hayatından bir iki ayrıntı eklemiş. Ya da onlardan yola çıkarak oluşturmuş kurguyu. Belki de bu yüzden sanki yanlış anlaşılma korkusu var ve aralarda yaptığı açıklamalar canımı sıkıtı. Bir aldatmayı, bir yalanı bir doğal tepkiyi okuyucu yanlış anlamasın diye açıklıyor sürekli. Bu dediklerim romanın güzelliğini gölgelemiyorr tabiki. Sonuna doğru duygulu anlar yaşatan güzel bir roman.
Oya Baydar, O Muhteşem Hayatınız, Can Yayınları.

Perşembe, Aralık 20, 2012

Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı, Romain Gary

İştee durup durup düşündüren yer yer göz yaşartan bir daha okunulası ve herkes okusun diye hediye edilesi mükemmel bir kitap....Biliyordum..O kadar aradım ki bu kitabı...Can Yayınlarındaki baskısı çoktan tükenmişti.Nihayet Agora Kitap yeniden bastı da öyle bulabildim.
‘Böylesine genç, böylesine küçükken, bu kadar çok sevilmek hiç iyi bir şey değil. İnsanda kötü alışkanlıklara yol açıyor. Her şeyi yaşadığınızı sanıyorsunuz. Her şeyi bildiğinizi sanıyorsunuz ve olanlar size sıradan şeylermiş gibi geliyor. Gözünüzü daha yukarı dikiyor, doyumsuz oluyorsunuz. Gözlüyor, umut ediyor bekliyorsunuz. Böyle bir anne sevgisiyle donanınca, hayat, size daha çocukluğunuzun şafağında bazı şeyler üzerine yemin ettiriyor ve bu yemini tutamıyorsunuz. Sonunda hiçbir şeyi umursamayan, hiçbir şeyden tat almayan bir adam durumuna geliyorsunuz. Bir yandan eliniz kolunuz bağlanıyor, öte yandan büyük bir vicdan azabına kapılıyorsunuz. Sonra sokağa atılmış bir köpek yavrusu gibi, gidip annenizin mezarına kapanıyorsunuz. Bir daha yapmayacağım, bir daha asla yapmayacağım, kesinlikle bir daha yapmayacağım..."
Yazar bu romanda aslında kendi hayatını anlatıyor. Biyografisini okuduğum kadarıyla bazı değişiklikler yapmış. Romanda yalnız bir annenin çocuğunu yetiştirirken verdiği o büyük mücadeleyi ve bağlılığını görüyorsunuz. Öyle telkinlerle yetiştiriyor ki oğlunu nihayet söylediği herşey oluyor. Bu kadar bağlılığın aslında çok da iyi olmadığını da kabul ediyor yazar. Ama bu kadar güçlü ve ne istediğini bilen bunun için herşeyi yapabilecek bir annesi var..Bundan kurtuluş yok :-)
Son 4-5 sayfa kala tüylerim diken diken oldu ve ürpererek okudum adeta. Etkileyici, sürükleyici...

Daha önce Emil Ajar takma adıyla yazdığı "Koca Tembel" kitabını da blogumda paylaşmıştım. Dili elbetteki biraz farklı. Edebiyat camiası Emil'i Romain'ın kuzeni olarak biliyor ve ikisini hep kıyaslıyorlarmış. Romain Gary 1980'de  intihar etmeden önce yazdığı notta Emil Ajar'ın da kendisi olduğunu söylemiş ve eklemiş "Çok eğlendim, teşekkür ederim. Hoşçakalın."

Romain Gary;
1914 doğumlu Polonya asıllı Gary, küçük yaşta babasının terketmesiyle annnesiyle yaşamaya başladı. 14 yaşında Fransa'ya göç ettiler. Dünya çapında tanınan bir yazar olan Gary, Fransa'da her yazara ancak bir kez verilen Goncourt Edebiyat Ödülü'nü, bir kez kendi adıyla bir kez de Emil Ajar takma adla yayımladığı iki romanıyla iki kez kazanmış olan tek yazardır. Senaryolar yazmış ve iki film yönetmiştir.
Hukuk mezunu olan Gary, kitap yayımlamaya başlamadan önce, II. Dünya Savaşı sırasında, Özgür Fransız Kuvvetlerine dahil olarak savaş pilotluğu yaptı. Ayrıca Fransa'nın Los Angeles başkonsolosu oldu.
20. yy'da Fransa'nın en üretken ve tanınan yazarlarından olan Gary'nin bir oğlu var ve  eski eşi Jean Seberg'in 1979'daki -şüpheli- ölümünün de etkisiyle, 1980'de, Paris'te yaşamına son verdi.
Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı, Çeviren:Alev Er, Agora Kitaplığı.

Pazar, Aralık 16, 2012

Biraz El Emeği

Birşeyleri atmamak değerlendirmek hoşuma gidiyor. Bazen yaptığımı beğenmiyorum, epeyce uğraştıktan sonra ortaya iyi birşey çıkmıyor ve yine atıyorum ama olsun bunlar kafamı dağıtan beni rahatlatan işler. Böyle hobilerle uğraşmak bazen iyi olmuyor. Bazen mağaza gezerken annem,eşim,  kardeşim ya da bir arkadaşım "bunu sen yaparsın boş yere para verme" diyor ve bu yapacaklarım o kadar birikti ki ben de ne yapacağımı unuttum...

 Birkaç yıl önce yaptığım kabanvari bir hırkam vardı. Biraz kalın oldu diye 2-3 kez giydim. O kadar da zamanımı almıştı. Rahat edemedim. Geçen gün Mudo'da örgü yastıklar gördüm renk renk boy boy. Fiyatı 55-65 civarıydı. Birden aklıma evdeki hırkam geldi. İki yastığa 110 Tl vermektense bu hırka neden olmasın dedim...Kollarını yastığın bir yüzü ön parçalar başka yüzü olacak şekilde kestim ve içini tane elyafla doldurdum. Koltukta köşelere ve bel boşluğuna iyi gider. Evdeki renkli bir kumaştan daha önce yine ince yastık yapmıştım. Bunların yerlerini değiştire değiştire kullanıyorum şimdi.
Bir de eşim eski enstrüman çantasını atmak üzereyken "dur ben bundan bişey yaparım" dedim. "Ne yaparsın" dedi. O an bilmiyordum ama düşündüm buldum. Dışı yapay deri içi ince kürk kaplı idi. Sökmek epeyce uğraştırdı beni. Beyaz plastik boya ve kendinden yapışkanlı kağıtlar işimi gördü. İstediğim desen kağıt bulamadım ama kızımın odasına asacağımız bir raf oldu.
Ve kızıma bir kışlık şapka. O uyurken iki-üç günde fırsat buldukça ördüm ve bitirdim. Bu aralar çok örgü yapasım vaar ama zaman bulamıyorum.
Tepeden lastik başlıyorsunuz, 20-25 sıra ördükten sonra 1/4 oranında arttırıyorsunuz yine örmeye devam edip ölçüye göre alın ve ense boşluğunu lastik yapıp kesin. Kulakları örmeye devam edip yuvarlakça kesin. Bağlama ipi için 4 ilmek bırakıp istediğiniz uzunlukta örün. Tepeye de bir ponpon. İçine ince yumuşak bir kumaştan astar dikilebilir. Ben yapmadım.
Sırada kendime ve kızıma örgü ve kürk karışımı yelek yapmak var ama bakalım ne zamana kısmet olur???
örgü yastık, çocuk şapkası-beresi

Çarşamba, Aralık 05, 2012

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, Jose Saramago

Beni Saramago'nun "Körlük" romanı kadar etkilemeyen ama yine de ölüm üzerine farklı bakış açıları kazandırabilecek güzel bir roman. Yazar yine akıcı ve mizahi dil ile yazmış, sıkılmanız mümkün değil.
Konusuna gelince; bir gün bir ülkede aniden ölüm yok olur. Kimse ölmez. Bu durumun kilise ve din, sigorta şirketleri, yönetenler, ölüm döşeğinde acıdan kıvranıp ölemeyenler ve onların yakınları, levazımatçılar vs. üzerinde bıraktığı etkiyi bir düşünün...Ortalık karışır...Benim beklentim daha fazla kişiler üzerinden anlatmasıydı olayları ama yazar genel ve -daha çok- yönetenler cephesinden bakıp anlatmayı tercih etmiş.
Detay vermeyeceğim, okumak isteyenler olur diye. Ancak şunu söylemeliyim kitap yarıdan sonra beklemediğiniz bir yere doğru gidiyor...
Turkuvaz Kitap, Çeviren: Mehmet Necati Kutlu.


Pazartesi, Kasım 26, 2012

Tarçınlı Kurabiye

En sevdiğim ve lise yıllarımdan beri yaptığım kurabiyedir...
'
250 gr yumuşamış tereyağını 9 kahve fincanı un, 2,5 kahve fincanı pudra şekeri ve 
bir tatlı kaşığı tarçın ile yoğurun ve yarım cm kalınlığında açın, kalıplarla kesin. 180 derecede 20 dk pişirin.Afiyet olsuuuun.

                                               çay ve kahve ile çok iyi gider..
tarçınlı kurabiye

Pazartesi, Ekim 29, 2012

Melek Ekmekleri (Angel Biscuits)


Sade tüketilebilir ama arasına bir şeyler konulup ya da sürülüp de servis edilebilir bir ekmek.  
 Tadı harika...



 



tarifi aynen uygularsanız bir sürprizle karşılaşmazsınız.

malzemeler:
-2 paket kuru maya bir bardak ılık suda biraz karıştırılıp bekletilecek
-5 bardak elenmiş un
-1 yemek kaşığı kabartma tozu
-1 çay kaşığı tuz
-2,5 çay kaşığı şeker
-1 çay kaşığı karbonat
-1 paket krema +1 bardak süt karışımı(oda ısısında)
-250 gr tereyağı (küp kesilmiş ve soğuk)
kuru malzemeleri karıştırıp yarısını rondo veya robotunuzda tereyağı ile 3-4 kez karıştırın (amaç tereyağının ufalanıp unla karışması) elde de hızlıca yoğurabilirsiniz (tereyağını fazla eritmeden)diğer unlu karışımı da ekleyin.
süt ve krema karışımını bir bardak suda erimiş maya ile karıştırın.
Unlu karışım ile sulu karışımı spatula ile hızlıca karıştırın. Cıvık olursa biraz un ekleyin. Tezgahın üstüne açın, 2-3 kez katlayıp açın, yuvarlak kalıplarla kesip üstüne erimiş tereyağı sürün. 230 derecede 12 dk kadar pişirin.
Afiyet olsun :-)
görüntü iştah açıcı


Keçeden İsim Yazalım

İştee ben de yaptım nihayet. Görünce çok beğenmiştim. Keçeleri Mısır Çarşısı'nın arkasındaki dükkandan aldım. Harflerin kalıbını kağıda çıkarıp keçelere geçirip kestim. Kenarlarını elle dikip içini elyafla doldurdum.

















Kızımın ve yeğenimin adını yazdım ilk etapta..
Ama söylemeliyim biraz uğraştırıyor..