Pazartesi, Temmuz 15, 2013

Ses ve Öfke, William Faulkner

Ooooyyy oy ne diyeyim bilemiyorum. O kadar istemiştim bu kitabı okumayı, araya bir sürü kitap girdi ama aklımın bir köşesinde vardı. Kardeşimden aldım ve okudum. İyi mi ettim keşke almasamıydım? Bilemiyorum.
 
Şöyle ki;
Roman gerçekte olmayan bir yerde geçiyor. İç savaş sonrası bölünmüş ve zedelenmiş toplumsal ilişkiler ve aileler. Bu da öyle bir aile; Compson ailesi. Yazar bu zedelenmişliği kronolojik sıra ile vermek yerine psikolojik sıra yani bilinç akışı dediğimiz -ve benim hiç sevmediğim- teknikle veriyor. Ona göre psikolojik akış daha önemli. Romanın ilk iki bölümü bilinç akışı tekniği ile yazılmış ama ilk bölüm zeka özürlü Benjy'nin gözünden ve dilinden aktarıldığı için çok kopuk, anlamsız ve karışık. Sadece zamanın değiştiğini italik harflerden anlıyorsunuz. İkinci bölüm de büyük kardeş Quentin'in gözünden yine bilinç akışı tekniği ile aktarılmış. Sadece öfke, kararsızlık vs. seziyorsunuz onun dışında anladığınız bir şey yok. Üçüncü bölüm de diğer kardeş Jason'un anlatımıyla verilmiş ki bu bölümün de çok anlaşılır olduğunu söyleyemeyeceğim. Daha doğrusu ortada anlaşılacak bir şey de yok. Günlük işler...Son bölümde bir anlatıcı durumu özetliyor. Hasta bir anne, zeka geriliği olan otuzlarında bir kardeş, evin yükü omuzlarında olan bir başka kardeş, ne yaptığı belli olmayan kötü yola düşmüş kız kardeş ve onun yolundan giden kızı.Sırf 10 sayfada üst kat ile alt kat arası gidip gelen, kahvaltı hazırlayan, özürlü çocuğu doyuran vs. hizmetçi var... Beğenenlere mani olmayayım ama ben bu kitabı asla tavsiye etmem. Olaylar karmaşık verilse hadi neyse, ama olay yok. Çok ufak tefek şeyler. Yazarın amacı insanda karmaşa, bunalım, sıkıntı yaratmaksa eğer bunu başarmış. Ama rica ederim hangi yönüyle yüzyılın romanları arasında sayılmış çok merak ettim...Haaa ama dili güzel.Çeviri de güzel.. Konu, kurgu, akıcılık çok kötü...Özür dilerim Faulkner ama bana göre değilmiş demek ki...
Wiliam Faulkner hakkında:
Aslında u yok yani Falkner ama insanlar onun adını yazarken u ile birlikte yazdıkları için o da zamanla bunu benimsiyor. Amerika'nın güneyinde İskoç asıllı bir ailenin çocuğu olarak doğar. Çevresine yüz vermeyen farklı biri olarak tanınır. Zamanla dış dünyadan kopup içine kapanır ve sürekli okur.Estelle Oldham'a aşık olur ama ailesinden izin alamayan Estelle başkasıyla evlenir.
Savaş sonrası iyice içine kapanır, hafızası zaman zaman bozulur. Şiirleri bazı dergilerde yayınlanır. Küçük bir postanede 3 yıl müdürlük yapar. Aşk ve Ölüm adlı romanı yayınlanır. Ailesinin yaşadığı kasabaya döner. Maddi sıkıntılar yaşar. Yıllarca zihnine kazıdıklarını patlama halinde çıkarmaya ve sürekli yazmaya başlar. Ses ve Öfke için "kanımla yazdım"der. İçinde gizli bir beğenilme duygusu vardır Ama insanlardan da kaçmaktadır.
Estelle dul bir kadın olarak kasabaya döner. Evlenirler ama ikisi de mutlu olmaz. Wiliam eve kapanma dönemleri yaşar, bu dönemlerde eve içki depolar ve sürekli içer. Hala para sıkıntısı çekmektedirler. Döşeğimde Ölürken, Emily İçin Bir Gül ve çok konuşulan Kutsal Sığınak onu yavaş yavaş üne ve paraya kavuşturur. Senaristlik yapar ama senaryolarında oynayacak olan ünlü hollywood artisleriyle anlaşamaz. Zaman zaman onlarla tartışır.
Artık yeteneğine öyle hayrandı ki ünlü yapıtı Köy'ü tamamlayıp yayıncısına "Tanrım, Amerika'nın en iyisiyim"diye bir not ile birlikte gönderir. 1949'da Nobel, 1955'de Pulitzer ödüllerini kazanır. Tanınmak istemez, sık sık kılık değiştirip dışarı çıkar. 1962'de attan düşerek kaldırıldığı klinikte kalp krizi geçirir ve ölür. Nihayet özlediği yalnızlığa kavuşur.
YKY, Çeviren: Rasih Güran

4 yorum:

Cessie dedi ki...

Ben çok merak ettim.
Okuyacağım elime geçerse.

melda dedi ki...

Bu yazımın okuma isteği uyandırmasına şaşırdım doğrusu :-)

Buket dedi ki...

aslında faulkner tarzını sevenlere hitap ediyor. zor okunan bir kitap. oman 4 bölümden oluşuyor ve her bölüm farklı ağızlardan anlatılır. bir ailenin kişisel tarihi diyebileceğimiz roman, son bölüm hariç ilk 3 bölümde kendi anlatıcı sesinin aile içerisindeki trajedisine odaklanıyor. olaylardan çok biçimine bakmak lazım bence..

melda dedi ki...

:-)